Geri Dönüşüm Şirketi https://www.hurdaci.site/tr Thu, 28 Aug 2025 13:58:53 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=5.8 https://www.hurdaci.site/tr/wp-content/uploads/2024/12/cropped-favicon-ceysan-32x32.png Geri Dönüşüm Şirketi https://www.hurdaci.site/tr 32 32 Tıbbi Atık Nedir, Nelerdir? Nereye Atılır? Sınıflandırılması ve Bertaraf Yöntemleri https://www.hurdaci.site/tr/tibbi-atik-nedir-nelerdir-nereye-atilir-siniflandirilmasi-ve-bertaraf-yontemleri/ https://www.hurdaci.site/tr/tibbi-atik-nedir-nelerdir-nereye-atilir-siniflandirilmasi-ve-bertaraf-yontemleri/#respond Thu, 28 Aug 2025 11:21:22 +0000 https://www.hurdaci.site/tr/?p=2629 Tıbbi Atık Nedir? Tıbbi Atıklar; tıbbi tesislerde (hastaneler, sağlık ocakları…) araştırma birimlerinde ve laboratuvarlarda oluşan tüm atıkları içermektedir. Bunlara ilave olarak, ”küçük” veya “dağılmış” kaynaklar olarak görülen, örneğin evlerdeki tıbbi faaliyetler sonrasında oluşan atıkları da (diyaliz, insülin iğneleri, vb.) kapsamaktadır. Tıbbi Atıkların Sınıflandırılması Bulaşıcı Atıklar Patojen içerdiğinden kuşku duyulan atıklar Örn: Laboratuvar kültürleri, karantinalardan oluşan [...]

The post Tıbbi Atık Nedir, Nelerdir? Nereye Atılır? Sınıflandırılması ve Bertaraf Yöntemleri first appeared on Geri Dönüşüm Şirketi.

]]>
Tıbbi Atık Nedir?

Tıbbi Atıklar; tıbbi tesislerde (hastaneler, sağlık ocakları…) araştırma birimlerinde ve laboratuvarlarda oluşan tüm atıkları içermektedir. Bunlara ilave olarak, ”küçük” veya “dağılmış” kaynaklar olarak görülen, örneğin evlerdeki tıbbi faaliyetler sonrasında oluşan atıkları da (diyaliz, insülin iğneleri, vb.) kapsamaktadır.

Tıbbi Atıkların Sınıflandırılması

Bulaşıcı Atıklar

Patojen içerdiğinden kuşku duyulan atıklar
Örn: Laboratuvar kültürleri, karantinalardan oluşan atıklar, bulaşıcı hastalık taşıyan kişilere temas etmiş olan peçeteler (temizlik bezleri), malzeme veya ekipmanlar, dışkı, ürün vb.

Patolojik atıklar

İnsan dokusu veya sıvısı
Örn: Kücut parçaları, kan ve diğer vücut sıvıları; ceninler

Kesiciler

Örn: iğneler, aşı setleri, bistüriler, bıçaklar, jiletler, kırık camlar

Ecza atıkları

Ecza içeren atıklar
Örn: Günü geçmiş ilaçlar, eczanelerde kirlenmiş eşyalar (şişeler)

Genotoksik atıklar

Genotoksik özellikli malzemeler içeren atıklar
Örn: Sitostatik ilaçlar içeren atıklar (sıkça kanser korumasında kullanılır); genotoksik kimyasallar

Kimyasal atıklar

Kimyasal malzeme içeren atıklar
Örn: Laboratuvar ayıraçları; film banyoları; vakti geçmiş veya kullanılmayan dezenfektanlar; çözücüler

Yüksek miktarda ağır metaller içeren atıklar

Piller; kırık termometreler; tansiyon ölçme aletleri; vb.

Basınçlı konteynerler

Gaz silindirleri; gaz kartuşları; aerosol kutuları

Radyoaktif atıklar

Radyoaktif malzeme içeren atıklar
Örnek: Radyoterapi veya laboratuvar araştırmalarından arta kalan (kullanılmamış) sıvılar; kirlenmiş cam eşyalar; ambalajlar veya emici kağıtlar; korunması (ambalajı) olmayan radyo aktif kaynaklar veya hastalardan alınan ve korumalı (ambalajlı) saklanan ürün/dışkı türü atıklar, benzeri diğer kaynaklar

Tıbbi atık bertaraf metodunun seçiminde aşağıdaki hususlar göz önünde bulundurulmalıdır.

  • Dezenfeksiyon verimliliği,
  • Sağlık ve çevresel hususlar,
  • Hacimsel ve kütlesel azaltma, isçi sağlığı ve iş güvenliği hususları, sistemin isleme ve bertaraf etme kapasitesi için atık miktarları, isleme ve bertaraf etme için atık tipleri, altyapı sistemi gereksinimleri, yerel olarak mevcut isleme seçenekleri ve teknolojiler,
  • Nihai bertaraf için seçenekler,
  • Metodun çalışması için eğitim gereksinimleri,
  • İşletme ve bakım ile ilgili hususlar; kullanım için mevcut saha /alan durumu,
    atıkların işleneceği saha ve bertaraf tesisinin bulunduğu yerin konumu ve çevresi; yatırım ve işletme maliyetleri,
  • Düzenleyici (yasal ve yönetmeliklerden kaynaklanan) hususlar.

Bertaraf Yöntemleri Nelerdir?

Tıbbi hizmetlerde ortaya çıkan tehlikeli pek çok atığın fırınlarda yakılarak bertaraf edilmesi alışılmış bir metot olup halen oldukça yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Ancak, son zamanlarda geliştirilmiş alternatif atık isleme metotları giderek daha popüler hale gelmiş bulunmaktadır.

Diğer tıbbi atık bertaraf metotları ise;

Islak termal işlem nedir?

Islak termal veya buhar ile dezenfeksiyon işlemi parçalanmış bulaşıcı atıkların yüksek-sıcaklık, yüksek basınçlı buhara tabi tutulma işlemidir ve otoklav sterilizasyon işlemine benzemektedir. Eğer sıcaklık ve temas süresi yeterli ise bu işlem pek çok çeşit mikroorganizmayı etkisiz hale getirir.

Sporlu bakteriler için minimum 1210C sıcaklık gerekir. Bu işlemle, mikroorganizmaların yaklaşık olarak % 99.99 kadarı etkisiz hale getirilir. Otoklavlama sterilizasyonunda ise bu değer % 99.9999 seviyesine ulaşmaktadır. Islak termal işlem atıkların islenmeden önce parçalanmasını gerektirir. Dezenfeksiyon verimliliğini artırmak için kesici ve delici türü atıkların öğütülmesi veya ezerek parçalanması önerilir. Bu işlem anatomik atıklar ve hayvan leşlerinin islenmesinde uygun değildir ve kimyasal veya ecza atıkları için de verimli olmaz.

Islak termal işlemin dezavantajları şunlardır:

  • Parçalayıcı ekipmanlar mekanik bozukluklar ve hasarlara maruz kalmaktadır,
  • Dezenfeksiyon verimliliği işletme şartlarına çok duyarlıdır.

Ancak oldukça düşük yatırım ve işletme masrafları ve düşük çevresel etkileri ıslak termal işlemin belirgin avantajlarıdır ve bu bertaraf yöntemi fırında yakmanın pratik olmadığı durumlarda dikkati nazara alınabilir. Tıbbi atıklar dezenfekte edildikten sonra (dezenfekte edilen atıklar artık evsel atık niteliğine dönüşmüş olacağından) evsel çöplerle birlikte toplanıp bertaraf edilebilir. Ancak bu atıklar (uygun ortam şartlarında kolaylıkla) yeniden enfekte olabilirler. Bu durumda dezenfeksiyon işlemi tekrarlanmalıdır. Bu (ikinci dezenfeksiyon) işlemden sonra, bu atıklar, yukarıda belirtildiği gibi, diğer evsel atıklarla birlikte düzenli depolama sahalarında bertaraf edilebilirler.

Otoklavlama nedir?

Otoklavlama verimli bir ıslak ısıl işlem ile dezenfeksiyon yapma işlemidir. Tipik olarak, otoklavlar hastanelerde yeniden kullanılan tıbbi ekipmanların sterilizasyonu için kullanılmaktadır. Bunlar az miktardaki atıkların islenmesine izin verirler ve bu yüzden de mikrobiyal kültürler veya kesiciler gibi çok bulaşıcı atıkların bertarafında sık olarak kullanılırlar.

Tüm genel amaçlı hastanelerin, hatta olanakları kısıtlı olan hastaneler de dahil olmak üzere, otoklavlama sistemleri ile donatılmaları önerilmektedir. Otoklav ile proses edilen atıkların avantaj ve dezavantajları bu bölümde incelenmiş olan diğer ıslak termal islemelerle aynı özellikleri gösterirler. Buhar ile yapılan otoklav işleminin fiziksel şartları tıbbi malzemelerin sterilizasyon işleminden farklıdır.

Temas için gerekli minimum süreler, uygulanan sıcaklık, atıkların nem miktarı ve buharın atıklara sızabilmesi (penetrasyonu) gibi faktörlere bağlıdır. Araştırmalar, düşük miktarlardaki atıklar için (yaklaşık olarak 5- 8 kg) bilinen tüm bitkisel kökenli mikroorganizmaların ve pek çok bakteri sporlarının etkin olarak aktivite dışı bırakılabilmeleri için 60 dakikalık bir süreye 121oC (minimum)’sıcaklık ile 1 bar (100 kPa) basınca gereksinim duyulacağı olduğunu göstermiştir. Bu koşullar, atıklara buharın tam olarak penetre etmesine olanak vermektedir.

Vidalı – besleme (Screw-feed) teknolojisi nedir?

Vidalı besleme (screw-feed) teknolojisi yakılmamış atığın küçük parçalara bölünerek daha sonra dönen bir ortamda (rotating auger) ısıtılması ile yapılan bir kuru termal dezenfeksiyon işlemidir.

Sürekli çalışan üniteler, ki bunlar sürekli çalışan vidalı besleme sistemleri olarak da adlandırılırlar, ticari olarak mevcut olup halen pek çok hastanede kullanılmaktadır. Bu teknolojide uygulanan işlemler aşağıda sıralanmıştır:

  • Atıklar yaklaşık 25 mm çapında parçalara ayrılırlar.
  • Atıklar şaft bölgesinde 110- 140oC sıcaklıktaki yağ dolaştırılarak ısıtılmış olan ortama girerler.
  • Atıklar 20 dakika kadar bu ortamda döndürülürler ve sonra da kompaktlanırlar.

Bu işlemde atıklar hacim olarak % 80 ve ağırlık olarak da % 20-35 oranında azalmaktadır. Bu işlem bulaşıcı atık ve kesicilerin bertarafı için uygundur. Ancak söz konusu teknoloji patalojik, sitozehirli veya radyoaktif atıkların bertarafında kullanılamamaktadır. Sonuçta ortaya çıkan egzoz gazları bir filtreden geçirilerek temizlenir ve bertaraf işlemi sırasında oluşan su yoğuşturulur ve deşarjdan önce arıtılır.

Mikrodalga ile ışınlama teknolojisi nedir?

Pek çok mikroorganizma 2450 MHz frekanslı ve 12.24 cm dalga boylu mikrodalgalarla yok edilmektedir. Atıklar içindeki su mikrodalgalarla hızlı bir şekilde ısıtılmış olur ve bulaşıcı bileşenler ısı iletimi ile yok edilirler. Mikrodalgalarla çalışan bertaraf ünitelerinde, atıkları küçük parçalara bölen bir yükleme sistemi mevcuttur. Atıklar daha sonra nemlendirilir ve mikrodalga jeneratörleri ile donanımlı ışınlama odasına gönderilirler. Atıklar burada 20 dakika kadar ısınıma tabi tutulurlar. Işınlamadan sonra, atıklar bir konteynır içinde toplanır ve diğer evsel atıklarla birlikte belediye atık sistemine gönderilir.

Mikrodalga teknolojisi kullanılarak elde edilen dezenfeksiyonunun verimliliği, bakteriyolojik ve virolojik testlerle periyodik olarak kontrol edilmelidir. ABD’de, rutin olarak gerçekleştirilen bakteriyolojik testlerde canlı sporlarda azalmanın % 99.99 olduğunun kanıtlanması için Bacillus subtilis kullanılması önerilmiştir.

Mikrodalga teknolojisi pek çok ülkede oldukça yaygın olarak kullanılmaktadır ve gittikçe daha da popüler olmaktadır. Ancak, potansiyel işletme ve cihazların bakım sorunlarından oluşan yüksek maliyetler nedeni ile bu teknolojinin henüz gelişmekte olan ülkelerdeki kullanımı fazlaca önerilmemektedir. Daha farklı dalga boyları veya elektron ısınları kullanılan benzer teknolojiler de geliştirilmiş bulunmaktadır.

Mikrodalga ışınlama ekipmanları, besleme sistemleri, parçalayıcılar, buhar nemlendirme tankları, ışınlama odası ve mikrodalga jeneratörleri ile atık kompaktörlerinden oluşan ve 250 kg/saat (3000 ton/yıl) kapasiteli bir sistemin yatırım maliyeti yaklaşık 0.5 milyon ABD Dolar seviyesini bulmaktadır. Son zamanlarda tıbbi atıkların oluştukları yerde bertarafı için daha kompakt sistemler de geliştirilmiştir. Bunlar oldukça düşük kapasiteli sistemler olup maliyetleri oldukça uygundur.

Depolama yöntemi ile bertaraf etme nedir?

Eğer belediye veya tıbbi otoritelerin, tıbbi atıkları depolamadan önce işleyebilmeleri için gerekli alt yapıları yok ise, bu durumlarda tıbbi atıkların depolama sahalarında gömülerek bertaraf edilmeleri kabul edilebilir bir yöntem olarak karşımıza çıkmaktadır.

Tıbbi atıkların hastanelerde veya başka bir yerde toplanmasına müsaade etmek bunların bulaşıcı hastalıkları taşıması açısından belediye depolama sahalarında, (bu sahalar yüksek gelirli ülkelerdeki standartlarda yapılmış olmasalar da) depolanarak bertaraf edilmelerinden çok daha yüksek bir risk taşır.

Tehlikeli tıbbi atıkların depolanarak bertaraf edilmelerine karşı temel itirazlar, (özellikle işleme tabi tutulmamış tıbbi atıklar için) kültürel veya dini nedenlerden dolayı olabildiği gibi bunların havaya ve suya patojen yaymasından dolayı da olabilir. Bu itirazlar ayrıca çöplüklerde çalışan hurdacılar veya buralarda başıboş olarak dolaşan hayvanların patojenleri yayma tehlikesinden dolayı da yapılabilmektedir.

The post Tıbbi Atık Nedir, Nelerdir? Nereye Atılır? Sınıflandırılması ve Bertaraf Yöntemleri first appeared on Geri Dönüşüm Şirketi.

]]>
https://www.hurdaci.site/tr/tibbi-atik-nedir-nelerdir-nereye-atilir-siniflandirilmasi-ve-bertaraf-yontemleri/feed/ 0
Plastik Nedir, Nerelerde Kullanılır? Plastik Geri Dönüşümü Nasıl Yapılır? https://www.hurdaci.site/tr/plastik-nedir-nerelerde-kullanilir-plastik-geri-donusumu-nasil-yapilir/ https://www.hurdaci.site/tr/plastik-nedir-nerelerde-kullanilir-plastik-geri-donusumu-nasil-yapilir/#respond Thu, 28 Aug 2025 11:18:23 +0000 https://www.hurdaci.site/tr/?p=2678 Plastik Nedir? Plastikler, yüksek molekül ağırlıklı organik ya da polimerlerden oluşmaktadır. Organik moleküller ve polimerler, birbirine kimyasal olarak yeni yapıların ortaya çıktığı zincir sistemleridir. Plastik, verilen biçimi alabilen anlamına gelen yunanca “plastikos” sözcüğünden gelmektedir. Dünyada üretilen petrolün toplamının sadece %4’ü plastik malzeme üretiminde kullanılmaktadır. Plastik maddeler düşük ağırlıkta, ucuz, kolay işlenebilir, birçok alanlarda kullanılmaları ve [...]

The post Plastik Nedir, Nerelerde Kullanılır? Plastik Geri Dönüşümü Nasıl Yapılır? first appeared on Geri Dönüşüm Şirketi.

]]>
Plastik Nedir?

Plastikler, yüksek molekül ağırlıklı organik ya da polimerlerden oluşmaktadır. Organik moleküller ve polimerler, birbirine kimyasal olarak yeni yapıların ortaya çıktığı zincir sistemleridir. Plastik, verilen biçimi alabilen anlamına gelen yunanca “plastikos” sözcüğünden gelmektedir. Dünyada üretilen petrolün toplamının sadece %4’ü plastik malzeme üretiminde kullanılmaktadır.

Plastik maddeler düşük ağırlıkta, ucuz, kolay işlenebilir, birçok alanlarda kullanılmaları ve yer almalarından dolayı günümüzde önemli ticari malzemelerdir. Plastikler günümüzde birçok sektörün gelişmesine ve mevcut ürünlerin daha verimli hale gelmelerinde inovatif katkı sağlamaktadır.

Plastik malzemeler çoğunlukla bir defa kullanıp atılmalarından dolayı çok yer kaplamakta ve çevre kirliliğine neden olmaktadır.

Yeniden kazanma imkanı olan atıkların çeşitli fiziksel, kimyasal proseslerden geçirilerek, ikincil hammaddeyle üretim sürecine dâhil edilmesine geri dönüşüm denir.

Plastik malzemeler de kimyasal geri dönüşüm ve mekanik geri dönüşümle dönüştürülerek tekrar kullanılmaktadır. Kimyasal geri dönüşümde plastikler, ayıklanmış, eriyik bileşik ve şekilli yeni ürünlerdir. Şimdilerde, plastik atıklarda geri dönüşüm için mekanik geri dönüşüm tercih edilmektedir. Hollanda’da atıklar kaynakta ve mekanik olarak ayrılmaktadır. Plastik ambalaj atıkları ayıklanır ve çeşitli plastik malzemeler olarak sınıflandırılır. Fraksiyon çeşitleri şunlardır; PET, PE, PP, film, karışık plastiklerdir. 2007 yılında dünyada plastik üretimi yaklaşık 260 milyon tondur. Avrupada, otomotiv, inşaat, elektrik ve elektronik malzeme sektöründe yoğunluğundan dolayı 24,6 milyon ton atık plastik ambalaj üretilmesine neden olmaktadır. Atıkların %50’si depolama alanında, %20’si geri dönüşümde, %30’u enerji kazanımında kullanılmaktadır.

AB’de 2005 yılında Avrupa Komisyonu, atıkların önlenmesi ve geri dönüştürülmesi için stratejik hedefler belirlemişlerdir.

1994’den beri AB’de plastik atık geri dönüşümü hedefi ağırlıkça %15 olarak belirlenmiştir. Daha sonra plastik ambalaj atıkları için hedef %22,5 oranına çıkarılmıştır.

2008/98/EC Atık Çerçeve Direktifinde evsel atık, kağıt, plastik ve cam atıklar dâhil %50 geri dönüşüm hedefi belirlenmiştir. Geri dönüşümde öncelik sırasında atık yönetim hiyerarşisi uygulanmaktadır. Bunlar; önleme, yeniden kullanım, geri dönüşüm ve diğer yöntemlerdir.

Plastik ambalajların çok fazla şekilde tüketilmesinden dolayı günümüzde plastik ambalajlar yeniden kullanılabilir formlarda üretilmektedir. IBC ve plastik bidonlar neme ve kimyasal maddelere karşı dayanıklıdır. Bu özelliklerinde dolayı IBC ve plastik bidonlar kimyasal madde taşınması ve depolanmasında tercih edilmektedir. Plastik ambalajlar, kirliliği oluşturan malzemeye ve boyutlarına göre sınıflandırılarak depolanmaktadır. Kullanılabilir IBC ve plastik ambalajlar belirli temizleme metotları kullanılarak yeniden kullanım için hazırlanmaktadır. Kullanım ömürleri sona ermiş olan IBC ve plastik bidonlar fiziksel ve mekanik geri dönüşüm metotlarıyla hammadde elde etme, atıkları gazlaştırma, yakma gibi işlemlerden geçirilerek elektrik ve yakıt enerjisi elde etmede kullanılmaktadır.

Plastik Malzemelerin Özellikleri Nelerdir?

Plastikler, kimyasal içerikleri açısından polimer grubuna dâhildir. Polimerler çok küçük kimyasal yapıların tekrarından oluşan geniş moleküllerdir. Monomerlerin birbirine tutunmasıyla elde edilen moleküller katı, sıvı ve gaz halde bulunurlar.

Plastikler belirli basınçta kalıcı olarak şekil değiştirebilen madde olarak bilinmektedir. Üretim sektöründe plastik, ürünlerinin belirli aşamalarında akıcı veya plastik kıvam almaları ve basınçlı olarak kalıbın şeklini alabilen ürünler olarak tanımlanmaktadır. Plastik bölümünde malzemeler doğal ve sentetik olarak adlandırılmaktadır. Lifli malzemeler (ahşap, deri, yün vb.) doğal polimerlerdir. Endüstride kullanılan plastikler sentetik polimerlerdir.

Plastiklerin en ayırt edici özelliği ısıya karşı erime dirençlerinin düşük olmasıdır. İç yapıları şekilsizdir. Katı halden sıvı hale geçişleri yavaş bir şekilde gerçekleştiğinden işlenmeleri kolay olmaktadır.

Plastikler istenilen formda kalıplanabilmekte ve şekillenebilmektedir. Plastikler dış etkilere ve atmosfer etkilerine dayanım gösterirler. Bazı türleri kimyasal müdahalelere direnç gösterir, doğada yok olmazlar, elektrik iletkenlikleri yoktur, ısı iletkenlikleri düşüktür, hafiftirler, nem almazlar ve renklendirilebilirler, yüksek sıcaklıkta renkleri değiştirilebilir ısıl genleşme oranı fazladır ve kısmen yanıcıdırlar.

Plastikler Nerelerde Kullanılır?

PET Plastik

PET’ler lastik kordonu, elbise elyafı, halıcılıkta ve şişe yapımında kullanılmaktadır. Boyutları çeşitli olmakla birlikte içme suyu, meyve suyu ve bitkisel yağ şişeleri, fıstık yağı kavanozu, mikro dalga gıda tepsisi örtüsü, salata kapları PET plastiklerden yapılmakta olup son yıllarda levha uygulamaları artış göstermektedir.

PET filmler, monofilament üretiminde, manyetik şerit, röntgen, fotoğraf filmi ve elektriksel yalıtım malzemesi olarak endüstriyel uygulamalarda öne çıkmaktadır. Kaynatma torbaları, damıtma keseleri, et ve peynir ambalajı büzme filmler de PET filmlerin ambalaj uygulamalarını oluşturmaktadır.

YYPE Plastik

Meyve suları, süt, su, sıvı deterjanlar, motor yağları, çamaşır suları, şampuanlar ve losyonların kapları üflemeli kalıba dökmeli YYPE’den üretilmektedir (Anonim, 2008b). Yiyeceklerin paketlenmesinde kağıdın yerini almakta olan YYPE’lere sıkça rastlanmakta olup; kasa, yeraltı kanalları ve büyük boy eşya yapımında da YYPE’ler kullanılmaktadır. Sebze, meyve, şişe ve balık, ekmek vb. gibi diğer ürünlerin paketlenmesinde kullanılan kasalar, özellikle sulamada kullanılan su boruları, şişirme kalıplamalı kaplar için tapa, kapak ve kulplar YYPE’den üretilmektedir.

Ayrıca YYPE telefon kablolarının izolasyonunda sertliği ve organik çözücülere dayanıklı olmasından dolayı yaygın olarak kullanılmaktadır. YYPE’nin kullanım alanları arasında; enjeksiyon kalıplama ürünleri, şişirme kalıplama ürünleri, film ve levha üretimi vb. bulunmaktadır.

AYPE Plastik

Pürüzsüz, esnek ve nispeten saydam olmasından dolayı AYPE plastikleri film hammaddesi olarak en çok kullanılan plastiklerdendir. Ayrıca çuval, büzgü ve germe şalı, çöp torbası, bakkal torbaları, margarin tüpleri, hardal ve kahve kabının esnek kapaklarının yapımında kullanılmaktadır.

Ayrıca yiyecek paketleri, inşaat örtüsü, ziraat örtüleri, kağıt, kumaş gibi yüzeylerin kaplaması da AYPE’den yapılmaktadır. Bu kaplama, yüzeye sertlik verdiği gibi yüzeyin düzgün olmasını sağlar ve dış şartlara karşı direncini artırır (süt kapları, meyve suyu kutuları vb.)

PVC Plastik

PVC genellikle; su temini, dağıtımı ve zirai sulamada kullanılan basınçlı sert boruların üretiminde, kanalizasyon, elektrik kanalı ve telefon kanalları gibi basınçsız boruların yapımında kullanılmaktadır. PVC evlerde sıcak su sistemlerinde, ayrıca binalardaki pencere çevresi, oluk, bina içi süslemeler, yer karoları, yer döşemesi, tel, kablo ve buzdolabı contaları, mutfak eşyaları, ayakkabı ve dış giyim, plak, spor eşyaları ve oyuncak yapımında karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca nakil vasıtalardaki döşeme, taban paspasları, araba kabloları, arabanın iç ve dış aksesuarlarında kullanılmaktadır.

Şampuan şişeleri, bitkisel yağlar, çamaşır suyu ve sıvı deterjan kapları, sıvı motor yağı şişeleri, pencere temizleme ürünleri, et kapları, ketçap şişeleri PVC’den yapılmaktadır. Birçok gelişmiş ülkede PVC’nin sağlık ve çevresel etkisi hakkındaki halkın endişesinden dolayı gıda sektöründe kullanımı azaltılmakta veya kaldırılmaktadır.

PS Plastik

Et ve yumurta kartonları, et tepsileri, koruyucu paketleme, fast-food paketleme kapları, su bardağı, kapaklar PS plastiklerden yapılmaktadır.

PS; ayna ve resim profillerinde, inşaat sektöründe çok geniş tüketim sahası bulmaktadır. Çikolata, şeker ve pasta paketlerinde, havalandırma üniteleri, buzdolabı ve dondurucu parçalarında, radyo, TV, stereo kapakları imalinde kullanılmaktadır. Alevlenmeyi önleyici katkılar içeren reçineler, PS’nin TV kutusu imalinde kullanımını kolaylaştırmaktadır. PS’den imal edilen paneller, oda ayırıcısı, duş kapakları ve aydınlatma panelleri olarak kullanılmakta olup, darbeye dayanıklı PS’e, ev aletleri, ayakkabı topukları, oyuncak imalinde sıkça rastlanmaktadır. Ayrıca PS ile cam kesitli kutular, tıbbi cihazlar, taraklar, şişeler imal edilmekte, köpük polistiren ise izolasyonda, inşaatta ve paketlemede yaygın olarak kullanılmaktadır.

PP Plastik

PP kullanımı; çok kullanışlı menteşe imaline, ilaç kutularından kabin kalıplarının üretimine kadar pek çok alana yayılmıştır. Yemek ve sigara ambalajında berrak ve sert filmler, gömlek ve çorap gibi ürünlerin üretiminde de berrak ve daha yumuşak filmler kullanılmaktadır. Ayrıca halılarda ve döşemecilik sanayinde, elyaf türü örme ve dokuma sanayinde üretilen birçok malzeme, müzik plağı ambalajları PP’den üretilmektedir. PP dokuma olmayan kumaşlardan ise; halı altlığı, atılabilir hastane örtüsü vb. ürünlerin yapımında faydalanılmaktadır. Bunların dışında da boru, profil, ince levha, şişe, sterilize edilebilen sağlık malzemesi, balık ağı, halat, akü kutusu, çuval, çeşitli ev ve mutfak eşyası vb. ürünlerin üretiminde de PP tercih edilmektedir.

Ayrıca ketçap şişeleri, margarin kapları, yoğurt kapları ve bazı kaplar ve kapaklar PP plastiklerden yapılmaktadır.

The post Plastik Nedir, Nerelerde Kullanılır? Plastik Geri Dönüşümü Nasıl Yapılır? first appeared on Geri Dönüşüm Şirketi.

]]>
https://www.hurdaci.site/tr/plastik-nedir-nerelerde-kullanilir-plastik-geri-donusumu-nasil-yapilir/feed/ 0
Entegre Katı Atık Yönetimi Nedir? (Akış Diyagramı ve Hiyerarşisi) https://www.hurdaci.site/tr/entegre-kati-atik-yonetimi-nedir-akis-diyagrami-ve-hiyerarsisi/ https://www.hurdaci.site/tr/entegre-kati-atik-yonetimi-nedir-akis-diyagrami-ve-hiyerarsisi/#respond Thu, 28 Aug 2025 11:17:42 +0000 https://www.hurdaci.site/tr/?p=2673 Entegre Katı Atık Yönetimi Nedir? Nüfusun hızla artması ve yaşam standartlarının değişmesi, oluşan atık hacmini ve kompozisyonunu çeşitlendirmiş ve kontrol edilerek yönetilmesini zorlaştırmıştır. Katı atıkların oluşturduğu kirlilik ile buna bağlı mevcut ve potansiyel risklerin boyutunun her geçen gün artması, doğal kaynakların azalması, ekonomik ve diğer nedenlerle çağımızda katı atık yönetimi gittikçe önem kazanmakta ve karmaşıklaşmaktadır. [...]

The post Entegre Katı Atık Yönetimi Nedir? (Akış Diyagramı ve Hiyerarşisi) first appeared on Geri Dönüşüm Şirketi.

]]>
Entegre Katı Atık Yönetimi Nedir?

Nüfusun hızla artması ve yaşam standartlarının değişmesi, oluşan atık hacmini ve kompozisyonunu çeşitlendirmiş ve kontrol edilerek yönetilmesini zorlaştırmıştır. Katı atıkların oluşturduğu kirlilik ile buna bağlı mevcut ve potansiyel risklerin boyutunun her geçen gün artması, doğal kaynakların azalması, ekonomik ve diğer nedenlerle çağımızda katı atık yönetimi gittikçe önem kazanmakta ve karmaşıklaşmaktadır. Bu nedenle, atık oluşumundan nihai bertarafa kadar bütün kademeleri içine alan entegre bir katı atık yönetiminin unsurları ve bunların birbirleri ile ilişkilerinin çok iyi bilinmesinin zorunluluğu ortaya çıkmıştır.

Yönetimin hedeflerini yerine getirmek amacıyla uygun teknik, teknoloji ve yönetim programlarının seçimi ve uygulanması “Entegre Katı Atık Yönetimi” olarak tanımlanabilir.

Çevre üzerinde büyük bir baskı oluşturan ve gün geçtikçe artan atık sorununun tamamıyla çözümü için tek bir yaklaşım yeterli değildir. Ancak tüm yöntemlerin kombinasyonu ile etkin bir atık yönetimi sağlanabilir. Uluslararası düzeyde kabul gören bu yaklaşım, “Entegre Atık Yönetimi” anlayışının benimsenmesine yol açmıştır.

Mevcut ulusal ve uluslararası mevzuatlar, oluşan atıkların çevreye herhangi bir olumsuz etki oluşturmadan idaresini belirli bir disiplin altına alarak buna yönelik prensip, politika ve programların hazırlanması ve uygulanması noktasında hedef göstermişlerdir. Günümüzde atık politikası önem sırasına göre üretici sorumluluğu, önleme, azaltma, yeniden kullanım, geri dönüşüm, geri kazanım (atık hacmini azaltma) ve bertaraf (daha az atık depolama) şeklindedir. Dünya genelinde benimsenen bu yönetim hiyerarşisi, entegre atık yönetiminin temeli olup, adaptasyonu ise atık yönetiminde bütüncül bir sistem oluşturulmasıyla mümkün olabilmektedir.

Yukarıda da behsedildiği gibi, entegre atık yönetimi aynı zamanda ilgili yasal mevzuatta öngörülen hususların sağlanmasını da kapsar. Günümüzde entegre katı atık yönetimi için, atık politikası içerisinde 6 tane esas stratejinin uygulandığı görülmektedir:

  • Atık önleme,
  • Atık azaltma,
  • Yeniden kullanım,
  • Geri dönüşüm,
  • Geri kazanım,
  • Bertaraf.

Bu stratejiler birbirlerinden bağımsız değildirler, aralarındaki karşılıklı ilişkiler nedeniyle birbirlerinin tamamlayıcısı konumundadırlar. Entegre katı atık yönetimi çerçevesinde uygulanacak kararlar ve bertaraf teknolojileri, uluslararası eğilim ve kararlardan da çoğunlukla etkilenmektedir. Örnek olarak, Avrupa Birliği ülkelerinde, düzenli depolama alanı bulmada karşılaşılan sıkıntılar nedeniyle, daha çok diğer bertaraf teknolojilerinin uygulanması yönünde eğilim oluşmaktadır. Bu nedenle tüm Avrupa Birliği üyesi ülkeler, oluşan eğilim ve uygulama birliği sağlamak açısından düzenli depolama haricindeki bertaraf teknolojilerini uygulamaya yönelmektedirler.

Entegre katı atık yönetimi kavramı, kentsel katı atık yönetiminde etkinlik ve güvenliğin sağlanması amacıyla, insan ve çevre sağlığı üzerinde en az etkili olabilecek katı atıkların azaltımı, kaynağında azaltım, geri kazanım, yeniden kullanım, kompostlama, enerji kazanımı için yakma ve depolama gibi katı atık yönetimi uygulamalarının birlikte kullanılmasını ifade eder. Entegre katı atık yönetimi planlaması ise, katı atıkların miktar ve içeriği, yerel-bölgesel, ulusal ekonomik, sosyal ve çevresel özellikler dikkate alınarak mevcut olanaklarla atıkların üretildiği kaynakta biriktirilmesinden başlayarak toplama, taşıma, işleme ve son uzaklaştırma süreçlerini kapsayan entegre planlama biçimidir.

Entegre katı atık yönetiminin temel amacı, birden fazla program ve teknolojinin rasyonel ve eşgüdüm içerisinde kullanımının, katı atık yönetiminde çevresel ve ekonomik anlamda başarıyı yakalamasına olanak sağlamasıdır. Her toplum, kendi koşullarında üretilen atık özelliklerini, teknik ve mali olanakları da göz önünde tutarak entegre katı atık yönetimi kavramı içinde belli uygulamalara önem vermelidir. Entegre katı atık yönetiminde örgütsel ve bireysel sorumluluk kentsel katı atık yönetim sistemi aktörlerinindir. Başta yerel yönetimler olmak üzere, merkezi yönetim kurum ve kuruluşları, özel sektör, gönüllü kuruluşlar ve bireyler duyarlılıkları ile birlikte sorumluluk sahibi olarak entegre atık yönetiminin uygulanmasına katkı sağlamalıdır.

Entegre katı atık yönetiminin önemli bir özelliği, probleme farklı açılardan bakarak değişik kesimlerden gelen taleplerin sistematik olarak incelenerek çözüm üretilmesine olanak sağlanabilmesidir. Halk sağlığı ve çevresel, politik/yasal, kurumsal, sosyo-kültürel, finansal/ekonomik ve teknik olmak üzere söz konusu bakış açıları düşünülebilir.

İnsanların kırsal kesim ve köylerden şehirlere yerleşmeleri sonucunda, katı atık yönetimine, günümüzde ise entegre bir katı atık yönetimine duyulan ihtiyaç oldukça artmıştır. Şehirlerde yaşayan insan sayısının artmasıyla, atık üretimi çok fazla artış göstermiş, bu da atık depolama alanlarının yetersiz kalmasına neden olmuştur.

Entegre Katı Atık Yönetiminin Özellikleri Nelerdir?

Verimli ve entegre bir katı atık yönetim sisteminin özellikleri şunlardır.

Bütüncül bir sistem olmalıdır.
Katı atık yönetimi bir yerleşim merkezinde oluşan katı atığın bileşimini oluşturan bütün maddelerini ve üretim kaynaklarını kapsayacak şekilde planlanarak uygulanmalıdır.

Sistem atık problemine bütünsel bir bakış açısı ile bakmalı, sadece belli atıklar veya sistemler üzerine odaklanmamalıdır.

Ekonomik bir değer oluşturabilmelidir.

Katı atık sisteminden sağlanabilecek ekonomik değerler geri kazanılabilir malzemelerden, komposttan ve düzenli depolama ve anaerobik kompost sonucunda elde edilebilecek biyogazdan sağlanacak değerlerdir. Bu işlemlerden temin edilecek gelir, piyasa şartları ve yapılacak yatırımın maliyeti ile çok yakından ilişkilidir. Bu sebeple, planlama aşamasında ekonomik analizin çok iyi yapılması gereklidir.

Çeşitli toplama ve bertaraf sistemlerinin, birlikte ve birbirleriyle uyumlu kullanılmasını gerektirir.

Esnek olmalıdır.
Bir katı atık yönetim sistemi, çevresel, bulunduğu yere bağlı olarak ve atık özelliklerindeki zamana bağlı olarak meydana gelebilecek çeşitli değişikliklere uyum sağlayabilecek esneklikte olmalıdır.

Bölgesel planlama yapılmalıdır.
Bir bölgede toplanacak atık miktarının büyüklüğü, planlamanın o oranda verimli olmasını sağlamaktadır. Atık oluşum miktarı ise, öncelikle nüfusa bağlıdır. Bu sebeple büyükşehirler dışındaki planlamalarda daha büyük çaplı bölgesel planlamalar yapılmalıdır.

Ulusal çevre sektörü oluşmalıdır.
“Yukarıda açıklanan süreç ile eş zamanlı olarak, mahalli idareler, kamu ve özel sektörün tüm birikimlerinin sinerjisiyle, geometrik büyüyen dinamik bir çevre sektörü oluşturulmalıdır. Çevre koruma konusunda her türlü makine, ekipman, mühendislik-müşavirlik ve taahhüt hizmetlerinin kurumsallaşması önem arz etmektedir”

Çevresel etkinin en az indirgendiği, en az düzenli depolamayı gerektiren, en az enerjiye ihtiyacı gerektiren, maliyeti en uygun olan sistemin bulunması, entegre katı atık planı yapılırken göz önünde bulundurulması gereken unsurlardır. Entegre katı atık yönetiminin amacı, en uygun maliyetle atığın çevreye zararlı etkilerini en aza indirmektir. Sistem atık malzemeyi, atık kaynağı, toplama metodu, işleme ve arıtma metotlarını hep birlikte değerlendirmelidir. Malzemenin atık haline geldikten sonraki kullanımı, gelire dönüştürülebilmeli ve sürekli değişime açık olmalıdır. Yeni gelişmeler ve daha az maliyet arayışları içinde olmalıdır. Çünkü, hiç bir sistem mükemmel değildir ve geliştirilmeye muhtaçtır.

Entegre Katı Atık Yönetimi akış diyagramı
Entegre Katı Atık Yönetimi Akış Diyagramı

The post Entegre Katı Atık Yönetimi Nedir? (Akış Diyagramı ve Hiyerarşisi) first appeared on Geri Dönüşüm Şirketi.

]]>
https://www.hurdaci.site/tr/entegre-kati-atik-yonetimi-nedir-akis-diyagrami-ve-hiyerarsisi/feed/ 0
Geri Dönüşüm Sloganları (2025) ♻️ Geri Dönüşüm İle İlgili En Güzel Sloganlar ve Sözler https://www.hurdaci.site/tr/geri-donusum-sloganlari-geri-donusum-ile-ilgili-en-guzel-sloganlar-ve-sozler/ https://www.hurdaci.site/tr/geri-donusum-sloganlari-geri-donusum-ile-ilgili-en-guzel-sloganlar-ve-sozler/#respond Thu, 28 Aug 2025 10:31:25 +0000 https://www.hurdaci.site/tr/?p=2705 Geri dönüşüm, hem dünya için hem de insanlar için olmazsa olmazlar arasındadır. En basitinden örnek vermek gerekirse; İçilen bir suyun plastik şişesi doğaya bırakıldığı taktirde en az 500 yıl sonra tamamen yok olmaktadır. Bu süreçte hem doğaya zarar verilir, hem de bizimle birlikte yaşayan diğer canlıların yaşam alanına zarar verilmiş olur. Geri dönüşüm ile ise [...]

The post Geri Dönüşüm Sloganları (2025) ♻️ Geri Dönüşüm İle İlgili En Güzel Sloganlar ve Sözler first appeared on Geri Dönüşüm Şirketi.

]]>
Geri dönüşüm, hem dünya için hem de insanlar için olmazsa olmazlar arasındadır. En basitinden örnek vermek gerekirse; İçilen bir suyun plastik şişesi doğaya bırakıldığı taktirde en az 500 yıl sonra tamamen yok olmaktadır. Bu süreçte hem doğaya zarar verilir, hem de bizimle birlikte yaşayan diğer canlıların yaşam alanına zarar verilmiş olur. Geri dönüşüm ile ise plastik şişeler tekrardan kullanıma kazandırılarak, hem doğanın korunmasını sağlar hem de diğer canlılara daha sağlıklı bir yaşam alanı sunar.

Geri dönüşümün genel felsefesi üzerinden yola çıkarak derlediğimiz, geri dönüşümün önemi ve evsel atıklar ile ilgili birbirinden güzel uzun slogan örnekleri ile etkileyici kısa geri dönüşüm sözlerini altta görebilirsiniz.

Sizin için anlamlı bulduğunuz bilgilendirici cümleleri, yazıları, sloganları ve özlü sözleri ise ödev için kullanmak üzere kopyalayabilirsiniz.

Geri Dönüşüm İle İlgili Sloganlar

  • Kağıttan tasarruf edin, ağaçları koruyun ve dünyayı kurtarın.
  • Atıkları çöpe göndermeyin, geri dönüşüme gönderin.
  • Geri dönüşüm ile yeniden kullanın ya da tamamen kaybedin. Karar sizin…
  • Her şeyi çöp olarak görmeyin… Geri dönüştürün!
  • Geri dönüşümü reddetmeyin, dünyaya karşı gelmeyin.
  • Çöpe atmayın, geri dönüşüme atın.
  • İyi bir gelecek için atıkları geri dönüşüme gönderin.
  • Değişim olmadan ilerleme imkansızdır. Değişime geri dönüşümden başlayın.
  • Kirliliğin yanında değil, geri dönüşümün yanında olun.
  • Atık pil, kağıt, plastik ve camları topla; geri dönüşüm kutusuna yolla.
  • Doğadan ve yeşilden yana olmak için geri dönüşümü destekleyin.
  • Hayalinizdeki şehire yakınlaşmak için çevreyi koruyun ve geri dönüşüme katkı sağlayın.
  • Temiz olun, yeşil olun ve geri dönüşüme her zaman hazır olun!
  • Atık diye yakınmayın, geri dönüşümden sakınmayın…
  • Kirli bir dünyaya hayır, geri dönüşüme evet.
  • Nefesinse yeşil, geri dönüşümü hayata getir.
  • Atıkları ayrıştırmayı unutma, geri dönüşüme destek ver.
  • Sahip olduklarınıza değer veriyorsanız, geri dönüşüme önem verin.
  • Atıkları değerlendirmek önemli madem, geri dönüşüm hareketi başlasın hemen.

Geri Dönüşüm İle İlgili Güzel Sözler

  • Geri dönüşüm zaman kaybı değildir. Uzun süreçte siz kazanırsınız.
  • Geri dönüştürün. Geri dönüşüm ile kirliliği azaltabilir ve dünyaya da yardımcı olabilirsiniz.
  • Geri dönüştürülmüş ürünler almıyorsanız, gerçekten geri dönüşüm yapmıyorsunuz demektir.
  • Çöpe atmadan önce bir düşün. Elindeki ürün geri dönüşüme uygun mu?
  • Geçmişi değiştiremezsin ama geleceği değiştirebilirsin. Her zaman geri dönüşüme katkıda bulun, geleceğini
  • değiştir.
  • Geri dönüştürülebilir atıkları öğrenin. Belki de attığınız atık yüzlerce yıl kaybolmayabilir.
  • Geri dönüşüme doğayı korur.
  • Gelin arkadaşlar bir olalım, çöplerimizi geri dönüşüme atalım.
  • Geri dönüşüm i̇yi gelir, çöpler eksilir.
  • Temiz sokaklar için geri dönüşüm.
  • Geri dönüşümle hep birlikte hareket etmeye.
  • Geri dönüşüm insanlık görevidir.
  • Geri dönüşümle doğal kaynaklarımızın tükenmesini engelle.
  • Geri dönüşüm muhteşem olacak.
  • Geri dönüşüm ile dünya(n) değişecek.
  • Geri dönüşümle çöpleri dönüştür.
  • Geri dönüşümle kalkınır ekonomi.
  • Geçmişi değiştiremezsin, ama geri dönüşüm geleceği güzelleştirir.
  • Geri dönüşüm ile geleceğinizi aydınlatın.
  • Geri dönüşüme destek vermek için hareket geçmelisin
  • Destek ol geri dönüşüme, gülümse geleceğe.
  • Güzel bir gelecek geri dönüşümle olur.
  • Atıkları geri dönüşüme at, hayatına bir can kat.
  • Geri dönüşüm demek, bir nevi doğayı muhafaza etmek.
  • Geri dönüşüme özendirmek, hayatında uyguladığında başlar.
  • En kolay üretim şekli, bize geri dönüşüm gerekli.
  • Çevreyi korumak için geri dönüşüm tesisleri kuralım.
  • Değişmeyen tek şey geri dönüşüm.
  • Geri dönüşümle geleceğe yaşam alanı bırak.
  • Geri dönüşüm i̇yi tasarım, geleceğe güzel yatırım.
  • Geri dönüşüm geriye değil, ileriye yatırımdır.
  • Doğayı çöplerden geri dönüşüm ile arındıralım.
  • Gelecek için görüşüm mutlaka geri dönüşüm.
  • Yaşanabilir dünya için geri dönüşüme destek ol.
  • Geri dönüşüm ile geleceğe güzel çevre bırakın.
  • Atıkları geri dönüşüm kutusuna atarım, ülkeme katkı sağlarım.
  • Yeni bir dünya için geri dönüşüme destek verin.
  • Dünyanın temizlenmesi için geri dönüşümü destekleyin.
  • Geri dönüşümün önemini kavra, hayatında uygula.
  • Maddi birikim için kumbara kutusu, dünya için geri dönüşüm kutusu.
  • Geri dönüşüm ile dünyamıza sahip çıkalım.
  • Daha i̇yi bir gelecek için; geri dönüşüm
  • Kâğıtları geri dönüşüme atalım.
  • Geri dönüşüm hayat kurtarır.
  • Geri dönüşüm zincirine sen de katıl.
  • Geri dönüşüm geleceği güzele dönüştürür.
  • Herkes atığını toplasa, geri dönüşüme yollasa, dünyamız temizlenir, yer taraf yeşillenir.
  • Temiz dünya için geri dönüşümü destekle.
  • Daha iyi bir yarın için bugün geri dönüşüm yapın.
  • Geri dönüşüm için el ele verin.
  • Geri dönüşüm ile geleceğe umutla bakın.
  • Geri dönüşümle hayatı kolaylaştır.
  • İnsanlığın geleceği geri dönüşüme verilen destekle görülür.
  • Geri dönüşüm herkesin sorumluluğundadır.
  • Atmayın, başka bir gün için geri dönüşüm yapın.
  • Ülkeni korumak için geri dönüşüme destek ver.
  • Enerji ve hammaddede; tasarruf için geri dönüşüm.
  • En güzel miras temiz çevre ve geri dönüşümle olur.
  • Çöpleri ayır, geri dönüşüme katıl.
  • Yaşanabilir ülke için geri dönüşüme tam destek.
  • Çöp deyip geçme, geri dönüşüme geç.
  • Geri dönüşüme saklarım, geleceğe aktarım.
  • Geri dönüşüm ile güzel geleceğe sahip olun.
  • Atıkların atık olmadığını anlamak için geri dönüşüm şart.
  • Doğal kaynakları korumaya; geri dönüşümle başla.
  • Geri dönüşüm olmadan çevreyi koruyamayız
  • Geri dönüşüm: dünyaya çok şey katacak.
  • Geri dönüşüme sen de bir el at, geleceğe güç kat.
  • Geri dönüşüm kirliliğe karşı tedbirdir.
  • Bugünün geri dönüşümü, geleceğin teminatıdır.
  • Çöplerimizi çöpe, geri dönüşümlerimizi geri dönüşüme atalım.
  • Geri dönüşümlü günler başlıyor.
  • Ülke için yeni bir gelenek, geri dönüşüm bir seçenek.
  • Geleceğini düşün, kurtuluş geri dönüşüm.
  • Geri dönüşüm demek; (emek, hammadde,enerjide) tasarruf demek.
  • Atıkları geri dönüşümle hayata kazandırmaya ne dersin?
  • Geri dönüşüm deyip geçme, harekete geç.
  • Çöp deyip geçme, geri dönüşümden vazgeçme
  • Geri dönüşüm ile doğa dostu olun.
  • Çevreyi korumak istiyorsan geri dönüşüme destek ver.

Geri Dönüşümün Faydaları İle İlgili Sözler

  • Geri dönüşüm doğayı korur.
  • Geri dönüşüm ekonomiyi canlandırır.
  • Geri dönüşüm sayesinde canlıların hayatı kurtulur.
  • Geri dönüşüme destek geleceğe destektir.
  • Geri dönüşüm doğal kaynakların tükenmesini engeller.
  • Geri dönüşüm milli israfı önler.

The post Geri Dönüşüm Sloganları (2025) ♻️ Geri Dönüşüm İle İlgili En Güzel Sloganlar ve Sözler first appeared on Geri Dönüşüm Şirketi.

]]>
https://www.hurdaci.site/tr/geri-donusum-sloganlari-geri-donusum-ile-ilgili-en-guzel-sloganlar-ve-sozler/feed/ 0
Kompostlaştırma Nedir, Nasıl Yapılır? Kompostlaştırma Yöntemleri Nelerdir? https://www.hurdaci.site/tr/kompostlastirma-nedir-nasil-yapilir-kompostlastirma-yontemleri-nelerdir/ https://www.hurdaci.site/tr/kompostlastirma-nedir-nasil-yapilir-kompostlastirma-yontemleri-nelerdir/#respond Thu, 28 Aug 2025 10:01:37 +0000 https://www.hurdaci.site/tr/?p=2663 Kompostlaştırma Nedir? Kompostlaştırma, katı atıkların içindeki organik kısımların (sebze, meyve, selüloz, yemek atıkları, her türlü bahçe atıkları) biyokimyasal süreçten geçirilmesi sonucu stabilize edilmiş, mineralize olmuş, humusa benzer yapıdaki maddeye dönüştürülmesi işlemidir. Bu maddeye de “Kompost” denir. Kompostlaştırma doğada kendiliğinden gerçekleşen, yani doğal bir işlemdir. Kısaca, kendi haline bırakılan organik maddeler yavaş bir çürüme süreci sonunda [...]

The post Kompostlaştırma Nedir, Nasıl Yapılır? Kompostlaştırma Yöntemleri Nelerdir? first appeared on Geri Dönüşüm Şirketi.

]]>
Kompostlaştırma Nedir?

Kompostlaştırma, katı atıkların içindeki organik kısımların (sebze, meyve, selüloz, yemek atıkları, her türlü bahçe atıkları) biyokimyasal süreçten geçirilmesi sonucu stabilize edilmiş, mineralize olmuş, humusa benzer yapıdaki maddeye dönüştürülmesi işlemidir. Bu maddeye de “Kompost” denir. Kompostlaştırma doğada kendiliğinden gerçekleşen, yani doğal bir işlemdir. Kısaca, kendi haline bırakılan organik maddeler yavaş bir çürüme süreci sonunda kompost haline gelebilirler. Ancak kompostlaştırma işleminin doğru bir şekilde yürütülmesi, çevreye en az zarar verecek şekilde kompost üretilmesini ve ürünün toprakta kullanılabilir olmasını sağlayabilir. Kompostlaştırma işlemi, nemli tutulan ve havalandırılan karışık organik atıklarda doğal olarak bulunan, kendiliğinden çoğalan mikroorganizmalar tarafından gerçekleştirilir.

Kompostlaştırma yöntemi, katı atıkların içinde bulunan biyobozunur maddelerin mikroorganizmalar tarafından, ideal koşullarda (yeterli su, hava, sıcaklık, tane yapısı, pH) biyokimyasal ayrıştırılması esasına dayanmaktadır.

Diğer bir tanım olarak ise kompostlaştırma, katı atık organik bileşenlerinin, özellikle mutfak ve bahçe atıklarının kontrol edilen şartlar altında biyolojik olarak ayrışmasıdır.

Katı atıkların çevre ile uyumlu bir yapıya dönüştürülmesi; bir başka deyişle, atıkların dengeli bir ürüne dönüştürülerek doğada yeniden kullanılması entegre atık yönetiminin öncelikli hedefleri arasında yer almaktadır. Bu bağlamda, dünyanın birçok mega kentinde her gün yüz binlerce ton organik kökenli kentsel atık oluşmakta ve bu atıklar komposta dönüştürülerek başta tarım ve orman alanlarının iyileştirilmesi olmak üzere çok yönlü amaçlar için kullanılmaktadır.

Ulusal yönetmelikler ve uluslar arası direktifler atıkların yeniden kullanım, geri dönüşüm ve geri kazanımlarını teşvik etmekte olup, özellikle biyolojik atıkların düzenli depolama sahalarına gönderilmelerine sınırlamalar getirmektedir. Bu sebeple katı atıkların alternatif teknolojiler kullanılarak bertaraf edilmesi zorunlu hale gelmektedir. Kompostlaştırma sistemleri yakma, piroliz, gazifikasyon gibi termal sistemlere nazaran daha çevre dostu bir teknoloji olup, dünya genelinde farklı sistemleriyle yaygın olarak kullanılmaktadır. Ülkemizde üretilen atığın, atık karakteristiği açısından yaklaşık %50’sinin organik içerikli olduğu düşünülürse, kompostlaştırmanın önemli ve etkin bir bertaraf yöntemi olduğu görülmektedir. Bu yöntem sonucu elde edilecek kompost, katı atığın kaynağında ayrıştırılabilmesi durumunda hem daha kaliteli hem de verimli olmaktadır. Kompostlaştırma sonucu elde edilen kompost, gübreden farklı olarak toprağı ıslah edici, organik değeri ve su tutma kabiliyeti yüksek bir malzemedir. Toprağın boşluk hacmini arttırıp havalandırılmasını, besin maddelerinin daha iyi kullanılmasını sağlamakta ve toprağın işlenebilirliğini kolaylaştırmaktadır.
Kompostlaştırma metodu, düzenli depolamaya göre biraz daha pahalı, termal yöntemlerden ise çok daha ekonomik bir katı atık bertaraf metodudur. Düzenli depolamaya gidecek katı atık miktarının azalmasını sağlamasından dolayı ise, çevre dostu bir sistemdir.

İstanbul’daki Kemerburgaz Geri Dönüşüm ve Kompost Tesisi’nde, yılda ortalama 210.000 ton kentsel atık işlenerek, en az yılda 26.000 ton kompost ve 18.000 örtü toprağı elde edilmektedir.
Katı atıkların geri dönüşümü ve geri kazanımı müzakere sürecinde olduğumuz Avrupa birliği normları gereği zorunludur. 2020 yılında düzenli depolanabilecek kentsel atık miktarının 1995 yılı seviyesinin % 35’ini aşamayacak olması sebebi ile organik içerikli katı atıkların en uygun geri kazanım yolu kompostlaştıma metodudur.

Kompost tesislerinde standartlara uygun, yüksek kalitede kompost ürünün elde edilmesinin ilk ve esas adımı kaynağında ayrılmış temiz atıkların hammadde olarak kullanılmasıdır. Bunun temini amacıyla, hallerden, pazar yerlerinden, park bahçelerden ve benzeri organik atıkça zengin ve temiz atıklar tesise kabul edilmeli ve işlenmelidir. Altta kompotlaştırma için uygun organik atıkların listesi verilmektedir.

Kompostlaştırmaya Uygun Organik Atık Listesi

Yemek Atıkları

Süt, ekmek ve diğer unlu mamüller, kahve, bozulmuş kuru yemekler, meyve ve sebze parçaları, yumurta kabukları, hazır yemek atıkları, çürümüş meyve ve sebzeler, deniz ürünü atıkları, çay atıkları ve poşetleri, kalan ve dökülen yemekler.

Kağıt

Buruşturulmuş kutular, hazır yemek paketleri, kağıt mendil, ilaç kutuları, ofis kağıtları, meyve suyu ve süt kutuları, kağıt havlu ve peçete, kağıt bardak ve tabaklar, kirli yemek kağıtları, gazete ve diğer kağıt türleri.

Kalın

Karton/Mukavva
Karton yemek paketleri (pizza kutuları), giyim ve ticari mal kartonları.

Park/Bahçe Atıkları

Su bitkileri, çalılar, çamların iğne yaprakları, bahçe atıkları, çim kırpıntıları, yapraklar, küçük dallar, budama atıkları, yabani otlar.

Odun

Kereste parçaları, talaş, yonga ve odun parçaları.

Çeşitli Organikler

Biyolojik olarak parçalanabilen zemin süprüntüleri, mısır kabukları ve mısır koçanı, pamuk yumakları, kesilmiş çiçekler, ev bitkileri, hayvanların altına konulan saman ve ot atıkları, hayvan atıkları, çimen parçaları, saman, pamuklu tekstil ürünleri.

Kompostlaştırma prosesi sonucunda elde edilen kompost ürünü, ürün kalitesine bağlı olarak park bahçelerde, tarım alanlarında, seralarda yaygın olarak kullanılabilmektedir. Toprağın havalanmasını, drenajını ve su tutma kapasitesini düzenleyen kompost ürünü ayrıca besin maddelerini yüksek özümseme kapasitesinden dolayı, toprağın iyon değişim kapasitesini arttırır. Tohum çimlenmesi, ürünün mahsul değeri ve kalitesine katkısı olan kompost aynı zamanda toprak neminin tutulmasını ve gübre kullanımını azaltarak ekonomiye katkı sağlanmasına yardımcı olur

2001 yılında Türk-Alman konsorsiyumu tarafından yapılan, İstanbul’daki Kemerburgaz Geri Dönüşüm ve Kompost Tesisi’nin işletmesi İSTAÇ A.Ş. tarafından yürütülmektedir. Geri Dönüşüm ve Kompost Tesisi’nin kuruluş amaçları şunlardır.

  • Organik atıklardan, toprak zenginleştirici gübre (kompost) üreterek, çevre ve ekonomiye ekonomiye fayda sağlamak,
  • Katı atıklar içinde mevcut geri kazanılabilecek atıkları ekonomiye kazandırmak,
  • Düzenli depolama sahalarının ömrünü uzatmak,
  • Park bahçe, mezarlıklar ve bunun gibi birimlerden gelen dal, budak, ot ve yabani bitkilerin kompostlaştıma sürecinde kullanılmasını sağlamak.
  • The post Kompostlaştırma Nedir, Nasıl Yapılır? Kompostlaştırma Yöntemleri Nelerdir? first appeared on Geri Dönüşüm Şirketi.

    ]]>
    https://www.hurdaci.site/tr/kompostlastirma-nedir-nasil-yapilir-kompostlastirma-yontemleri-nelerdir/feed/ 0
    Yenilenebilir Enerji Kaynakları Nelerdir? Havadan Elde Edilen Enerjiler İsimleri ve Özellikleri (Kısaca) https://www.hurdaci.site/tr/yenilenebilir-enerji-kaynaklari-nelerdir-kisaca-isimleri-ve-ozellikleri/ https://www.hurdaci.site/tr/yenilenebilir-enerji-kaynaklari-nelerdir-kisaca-isimleri-ve-ozellikleri/#respond Thu, 28 Aug 2025 10:00:56 +0000 https://www.hurdaci.site/tr/?p=2769 Yenilenebilir Enerji Kaynağı Nedir? Yenilenebilir enerji kaynakları, üretimi için fosil yakıtlar gibi uzun bir sürece ihtiyaç duymadan oluşan, çevre dostu olarak adlandırılan, sürekli olarak kendini yenileyen ve her zaman kullanıma hazır olarak bulunan bir enerji türüdür. Yenilenebilir enerji kaynakları içerisinde güneş enerjisi, rüzgâr enerjisi, hidrolik enerji, jeotermal enerji, biokütle enerjisi, hidrojen enerjisi, deniz kökenli enerjiler [...]

    The post Yenilenebilir Enerji Kaynakları Nelerdir? Havadan Elde Edilen Enerjiler İsimleri ve Özellikleri (Kısaca) first appeared on Geri Dönüşüm Şirketi.

    ]]>
    Yenilenebilir Enerji Kaynağı Nedir?

    Yenilenebilir enerji kaynakları, üretimi için fosil yakıtlar gibi uzun bir sürece ihtiyaç duymadan oluşan, çevre dostu olarak adlandırılan, sürekli olarak kendini yenileyen ve her zaman kullanıma hazır olarak bulunan bir enerji türüdür. Yenilenebilir enerji kaynakları içerisinde güneş enerjisi, rüzgâr enerjisi, hidrolik enerji, jeotermal enerji, biokütle enerjisi, hidrojen enerjisi, deniz kökenli enerjiler bulunmaktadır. Doğada yer alan kaynakların yenilenebilir enerji kaynağı olarak adlandırılabilmesi için enerji kaynağı ortalama insan ömrü içerisinde kendisini yenileyebilmesi gerekir. Yenilenebilir enerji kaynakları elektrik enerjisi başta olmak üzere araçlarda yakıt olarak, evlerdeki ısıtma sistemleri ve su ısıtma sistemlerinde kullanılmaktadır.
    Yenilenebilir enerji, yenilenebilir enerji kaynaklarından doğrudan ya da dolaylı yollardan elde edilebilir. Örneğin güneş ışığından doğrudan ısı enerjisi ve güneş pillerinden de elektrik enerjisi elde edilmektedir. Dolaylı olarak hidroelektrik, rüzgâr ve biokütle enerjisinin kaynağı güneştir diyebiliriz. Bu enerji kaynaklarından insanlar yaşamları boyunca sürekli yararlanabilirler. Yenilenebilir enerji kaynaklarının çevreye verdikleri zarar az olup fosil yakıtlar gibi tükenme tehlikesi bulunmamaktadır.

    Yenilenebilir Enerji Kaynakları Nelerdir?

    – Güneş
    – Rüzgar
    – Hidrolik
    – Jeotermal
    – Biyokütle
    – Dalga, Gel-Git (Deniz Kökenli Enerjiler)
    – Hidrojen

    Yenilenebilir enerji kaynakları aynı zamanda Temiz Enerji Kaynakları olarak da bilinmektedir.

    Havadan Elde Edilen Enerjiler Nelerdir?

    1- Rüzgar Enerjisi
    2- Güneş Enerjisi

    Güneş Enerjisi Nedir?

    Güneşin çapının yaklaşık olarak 1,4 milyar km olduğu ve ömrünün 5 milyar yıldan fazla olduğu bilinmektedir. Dünyamıza yaklaşık olarak 150 milyon kilometre uzaklıkta olan güneş, yeryüzünde bulunan yenilenemeyen enerji kaynakları ve yenilenebilir enerji kaynaklarının temelini oluşturmaktadır. Güneş çekirdeğinde bulunan hidrojen füzyon reaksiyonları sonucu helyuma dönüştürülür. Bu süreç sonucunda açığa çıkan enerjiye güneş enerjisi denilmektedir. Güneş enerjisi, Dünya’nın günlük hareketi ve yıllık hareketlerinden etkilenmektedir. Güneş ışınları dünyada tüm yıl boyunca kullanılan enerjinin yaklaşık 20 bin katı kadardır. Bu durum yeryüzünde şimdiye kadar bulunan fosil yakıt rezervlerinin yaklaşık 160 katını oluşturmaktadır. 1970’li yıllardan sonra gelişen teknoloji ve azalan maliyetler sonrası güneş enerjisi kullanılmaya başlanmıştır.

    Dünyanın temel enerji kaynağı olan güneşin farklı kullanım alanları mevcuttur. Güneş enerjisinden ilk olarak 1950’li yıllarda su ısıtmak için yararlanılmıştır. Günümüzde güneş enerjisinin kullanımı yüksek enerjili ve düşük enerjili uygulamalar şeklinde iki kısımda incelenmektedir. Yüksek sıcaklıklı uygulamalarda güneş enerjisinden elektrik enerjisi üretilmesinde yararlanılırken, düşük sıcaklıklı uygulamalarda ise ev ve işyerlerinin ısıtılması, sıcak su elde edilmesi, gıdaların pişirilmesi, seraların ısıtılması, deniz suyundan tuz ve tatlı su elde edilmesi, tarım ürünlerinin kurutulması, iletişim araçları ve ulaşım araçları gibi pek çok alanda kullanıldığı görülmektedir.

    Farklı yöntem ve teknolojiler kullanılarak atmosfere yayılan güneş ışınlarından güneş enerjisi elde edilmektedir. Türkiye’nin farklı bölgelerindeki güneş enerji potansiyeli farklılık göstermektedir. Örneğin; güney ve güneydoğu bölgelerinde güneş enerjisi potansiyeli kuzey bölgelerine göre daha fazla olduğu görülmektedir.

    Türkiye’de yıllık güneşlenme süresi 2640 saattir. Güneşlenme süresinin en fazla olduğu temmuz ayında 362 saat iken güneşlenmenin en az olduğu aralık ayında ise 98 saat olduğu görülmüştür. Türkiye’de güneş enerjisinden en fazla su ısıtmada yararlanılmaktadır. Dünyada ise Yunanistan, İsrail, İspanya, Libya, Suudi Arabistan, Cezayir, Fas, İran, Çin, Japonya, ABD, Meksika, Güney Afrika gibi ülkelerde güneş enerji potansiyellerinin fazla olduğu görülmektedir. Güneş enerjisi ucuz ve boldur. Ayrıca, çevreye verdiği zarar minimum olan ve insanların faydalanabileceği en büyük enerji kaynağıdır. Ancak dünyanın her yerinde ve yılın her mevsimi aynı oranlarda görülmemesi ve güneş enerjisi kaynaklarının kurulum giderlerinin yüksek olması yaygın olarak kullanılmasını engelleyen en önemli sebeplerdendir.

    Rüzgâr Enerjisi Nedir?

    Yeryüzünde bulunan toprak ve suyun güneş ışınlarını yansıtması atmosferde ısı farklılıklarına neden olmaktadır. Bu yüzden yükselen sıcak hava kütleleriyle soğuk hava kütleleri yer değiştirerek rüzgarları oluşturur. Rüzgâr enerjisi hava hareketlerinden doğan enerjinin, elektrik enerjisine dönüştürülmesidir. Rüzgâr enerjisi güneş enerjisinin yaklaşık olarak %2’lik kısmının dönüşümünden oluşmaktadır. Günümüzde rüzgâr santralleri denize kıyısı olan dağlık kesimlere kurulmaktadır.

    Eski çağlardan beri rüzgâr enerjisinden yararlanılmaktadır. Çin ve Mezopotamya gibi uygarlıklarda rüzgâr enerjisinden tarımda sulamada yararlanılmıştır. Ayrıca rüzgâr enerjisinin kullanıldığı yerler arasında İskenderiye’de kullanılan yel değirmenleri ve yelkenli gemilerin bulunduğu görülmektedir. Yel değirmenlerinin günümüzde teknolojinin gelişmesiyle birlikte rüzgâr türbinleri halini almıştır. Rüzgâr türbinleri ortalama 20 yıl çalışabilmektedir. Bunların yanında geçmişten günümüze kadar tarımdan elde edilen ürünlerin öğütülmesinde, suyun pompalanmasında da rüzgâr enerjisinden faydalanılmıştır. Günümüzde ise toplumların elektrik ihtiyaçlarını karşılamada kullanılmaktadır.

    Rüzgâr enerjisinden elektrik enerjisi üretimini sağlayan türbinler ilk kez 19. Yüzyıl sonlarında Paul la Cour tarafından Danimarka’da kurulmuştur. ABD’de ise yel değirmenleri yerine rüzgâr türbinleri kullanılarak enerji üretilmiştir. Türkiye’de rüzgâr enerjisi kullanımı çok eski zamanlara dayanmamaktadır. Rüzgâr enerjisi santrali ilk olarak 1998 yılında İzmir Çeşme’ye kurulmuştur. Türkiye’de rüzgâr enerjisinden en fazla yararlanılan bölgeler Ege, Akdeniz ve Marmara bölgeleridir. Bandırma, Manisa, Hatay ve Çanakkale’de rüzgâr enerji santrallerinin kurulduğu görülmektedir.

    Rüzgâr enerjisi daha çok kırsal alanlara ve denizlere kurulan santraller kullanılarak elektrik enerjisinin üretiminde kullanılmaktadır. Rüzgâr, doğada bol ve sınırsız olarak bulunan sürekli bir kaynaktır. Ancak enerjiye dönüştürülmesi sürecinde gürültü kirliliği, kuşlara zarar vermesi, doğada hava akımlarının devam ettiği sürece elde ediliyor olması gibi sınırlılıkları da mevcuttur.

    Hidrolik Enerji Nedir?

    Latincede hidro kelimesinin anlamının su olduğu bilinmektedir. Suyun gücünden ortaya çıkan bir enerji türüdür. Hareket eden suyun potansiyel enerjisinin kinetik enerjiye dönüşümüyle elde edilen, suda depolanan enerjinin elektrik enerjisine dönüştürülmesi sonucu oluşan yenilenebilir enerji çeşididir.

    Ülkemizde ve dünyada yaygın olan bir enerji türüdür. Günümüzde 160’tan fazla ülke hidrolik enerjiden faydalanmaktadır. Paraguay, İzlanda, Nepal, Kongo, Kongo Cumhuriyeti gibi ülkeler enerji ihtiyaçlarının %99,5’ini hidrolik enerjiden sağlamaktadır. Türkiye’de ise yaklaşık olarak 120 tane doğal göl, 591 tane baraj gölü ve 21 tanede büyük akarsu bulunmaktadır. Ayrıca Türkiye’de şimdiye kadar toplam 672 tane hidroelektrik santrali bulunduğu bilinmektedir. Türkiye’de bulunan hidroelektrik santrallerinden elde edilecek elektrik enerjisinin üretim oranı %19,77’ ye karşılık geldiği görülmektedir.

    İnsanoğlu eski zamanlarda su gücünü değirmen taşlarını çevirmek için kullanmıştır. Günümüzde ise hidrolik enerji daha çok akarsu ve nehirlerin fazla olduğu yerlere kurulan barajlardan elektrik enerjisi elde etmede kullanılmaktadır. Hidrolik enerji santralleri ve barajlar elektrik enerjisinin üretilmesinin yanında tarımda sulama amaçlı, erozyon, sel ve taşkın gibi doğal afetlerin önlenmesinde, evlerde kullanılan şebeke sularında kullanılmaktadır.

    Hidroelektrik santrali 3 çeşitten oluşmaktadır. Bunlar depolamalı , doğal akışlı ve pompaj rezervuarlı şeklindedir. Depolamalı sistemde suyun önüne kurulan baraj ve barajın arkasında kalan kısımda bir rezervuar oluşturulur. Bu depodan elektrik enerjisi sağlanır. Doğal akışlı sistemlerde, akarsu üzerine yerleştirilen bir ayarlayıcı aracılığıyla enerji üretilmektedir. Nehir tipi sistemler daha çok orta ve küçük ölçekli sistemlerden oluşmakta ve mevsimsel değişimlerden etkilenmektedir. Pompalı depolamalı sistemlerde ise enerji kullanımının az olduğu saatlerde şebekedeki suyu bir üst depoda toplayarak enerji ihtiyacının fazla olduğu zamanlarda da toplanan bu enerjinin tekrar alt depoya indirerek enerji üretilmektedir.

    Hidrolik enerji, çevreye zararının az oluşu ve hava kirliliğine neden olmaması, üretim maliyeti ve bakım ihtiyacının az olması dolayısıyla avantajlıdır. Ayrıca, dışardan alınmaması ve güvenilir bir enerji kaynağı olması kullanımını gün geçtikçe arttırmaktadır. Bu yüzden güneş, rüzgâr, dalga enerjisi, jeotermal enerji gibi diğer enerji kaynaklarına göre daha fazla kullanılmaktadır. Bunun nedeni hidrolik enerjinin kısa sürede ve aynı miktarda enerji üretebilecek kapasiteye sahip olmasıdır. Ayrıca ek bir sisteme ihtiyacı yoktur. Doğada var olan su döngüsü bozulmadığı sürece sürekli olarak elde edilebilecek bir enerji türüdür. Ancak düşen yağış miktarına göre değişmesi, yatırım maliyetlerinin fazla olması gibi etkenler dezavantajları arasında yer almaktadır.

    Jeotermal Enerji Nedir?

    Latince kökenli geo ve therma kelimelerinin birleşiminden oluşan ve yer ısısı anlamına gelen jeotermal kelimesiyle ifade edilir. Jeotermal enerji, yerin derinliklerinde biriken sıcak suyun yeryüzüne taşınmasıyla oluşur. Sıcaklıkları sürekli değişen, çevresindeki yeraltı ve yerüstü sularına göre çeşitli gazlar, mineraller ve tuz içeren sıcak su veya buhara jeotermal denir. Yeraltında bulunan bazı sert kayaçlarda su bulunmamasına rağmen jeotermal enerji kaynağı olarak kabul edilmektedir.

    Jeotermal sistem, ısı kaynağı, rezervuar kayaç, ısıyı taşıyan akışkan ve ısı kaybını engelleyen örtü kayaç olmak üzere dört ana unsurun birleşmesiyle oluşmaktadır. Dünya’nın merkezinde sıcaklığı yaklaşık 4200 °C olan magma adı verilen eriyik kütle vardır. Çeşitli tektonik hareketler sonucu magma yeryüzüne doğru hareket eder. Yeryüzünde meydana gelen kar, dolu, yağmur gibi hava olayları sonucu oluşan su, yerkabuğundaki kırık ve çatlaklardan yeraltına iner. Yeraltına inen su magma sayesinde ısındıktan sonra gözenekli ve geçirimli olan hazne kayaçlarda birikir. Biriken suların bir kısmı kendiliğinden yeryüzüne çıkar. Bir kısmı ise üzeri geçirimsiz olan örtü kayaçlara sondaj yapılarak yeryüzüne çıkarılır.

    Jeotermal enerjinin kullanımı eskilere dayanmaktadır. MÖ 10.000’li yıllarda Akdeniz Bölgesi’nde çanak, çömlek, tekstil ve cam yapımında yararlanılmıştır. MÖ 1500’lü yıllarda yaşayan Romalılar ve Çinlilerin ise temizlik, sağlık, yemek pişirme, ısıtma ve eğlence amaçlı jeotermal enerjiden yararlandıkları bilinmektedir. Dünyanın birçok yerinde jeotermal enerjiden elektrik enerjisi elde etmenin yanında tarım, sanayi, ısınma, sağlık, turizm ve içme suyu gibi alanlarda da faydalanılmaktadır. 1322’de Fransız köylülerin sıcak suyu evlerinde ısıtma amaçlı kullandıkları bilinmektedir. 1891 yılında ABD’nin Idaho eyaletinde ve 1929 yılında ise ABD’nin Oregon eyaletinde aynı amaçlı kullanımlar rapor edilmiştir. 1904 yılında ise İtalya’da ilk kez jeotermal enerjiden elektrik enerjisi üretilmesi amacıyla yararlanılmıştır.

    Türkiye jeotermal enerji açısında dünyada 7. sırada yer almaktadır. İlk olarak 1963 yılında İzmir Balçova’da jeotermal sondaj kuyusu açıldığı bilinmektedir. Türkiye sıcak su kaynakları açısından zengin bir ülkedir. Yaklaşık 1000’den fazla jeotermal kuyusu bulunmaktadır. 170 tanesinin sıcaklığı 40°C ’nin üzerindedir. Ancak 11 tanesinin elektrik üretimine uygun olduğu bilinmektedir. Türkiye’de bulunan jeotermal enerjisinin büyük çoğunluğu düşük enerjili olduğu için elektrik üretimi için kullanılamamaktadır. Denizli Kızıltepe Bölgesi en fazla elektrik üretilen bölgedir.

    Jeotermal enerji sıcaklıklarına göre düşük sıcaklıklı sahalar , orta sıcaklıklı sahalar ve yüksek sıcaklıklı sahalar olmak üzere 3’e ayrılmaktadır. Düşük ve orta sıcaklıklı sahalarda sera ve konutların ısıtılması amacıyla kullanılmaktadır. Ayrıca kâğıt, dokuma sanayisi, dericilik, soğutma tesislerinde, kimyasal madde üretimi sırasında kullanılmaktadır. Orta sıcaklıklı sahalarda teknolojinin de gelişmesiyle birlikte elektrik üretimi sağlanmaktadır. Yüksek sıcaklıklı sahalarda ise elektrik üretimi eskiden beri yapılmaktadır. Jeotermal enerji, ucuz, yenilenebilir, hava olaylarından etkilenmeyen, doğada bulunan ve çevreyi kirletmeyen bir enerji türüdür.

    Biokütle Enerjisi Nedir?

    Biokütle, yeşil bitkilerin fotosentez yoluyla güneş enerjisinin kimyasal enerjiye dönüşmesiyle ortaya çıkan ve canlıların kökenini oluşturan organik maddelerden oluşmaktadır. Ayrıca karbon içeren her türlü hayvansal ve bitkisel organik maddeye de biokütle denilmektedir. Biokütle enerjisi ise doğada bulunan odun, bitki kalıntıları ve hayvan kalıntıları gibi organik atıklar aracılığıyla elde edilen bir enerji kaynağıdır. İnsanlığın ilk dönemlerinden beri biyolojik kökenli kaynaklardan enerji elde edilmektedir. Kullanılan en önemli kaynak da orman ekosistemi içinde bulunan ağaçlardan elde edilmektedir. Ağaç gövdelerinde bulunan dal, yaprak, kök ve kabukları enerji elde etmede kullanılmaktadır.

    Biokütle enerjisi kaynakları karadan denize kadar geniş bir alanda yer almaktadır. Kavak, söğüt gibi hızlı büyüyen ağaçlar, otlar, denizdeki algler, yosunlar, evsel atıklar, sanayi atıkları, mısır, buğday gibi özel yetiştirilen bitkiler, sebze ve meyve artıkları, hayvan dışkıları biokütle enerjisi için kaynak oluşturmaktadır.

    Biokütleyi oluşturan kaynaklar, doğal yollarla elde edilebileceği gibi çeşitli işlemler sonucunda da elde edilebilmektedir. Biokütle materyalleri doğrudan yakma, havasız çürütme, gazlaştırma, piroliz, fermantasyon, biofotoliz, esterleşme reaksiyonları, hidroliz gibi yakıt teknikleri kullanılarak biyogaz, çöpgazı, biodizel, hidrojen, gübre gibi yakıtların elde edilmesinde kullanılmaktadır. Ar vd. ’e göre biokütle kaynakları elde edilirken kullanılan teknikler 6’ya ayrılmaktadır:
    Doğrudan yakma: Bilinen en eski yöntemdir. Son zamanlarda yeni yakma yöntemleri geliştirilmektedir. Biokütle içindeki yanabilir maddenin oksijenle yanması şeklinde tanımlanmaktadır.
    Havasız çürütme: Oksijensiz ortamda yaşayan mikroorganizmalar tarafından yapılmaktadır. Biokütle, oksijensiz ortamda yer alan mikroorganizmaların fermantasyon yaparak ortama gübre, karbondioksit ve metan gazı bırakması sonucu oluşur.
    Fermantasyon: Biokütlede değişik oranlarda hemiselüloz ve lignin bulunmaktadır. Selülozun enzimatik tepkimeler sonucunda glikoza kadar parçalanması olayıdır. Glikozun fermantasyonu sonucu etanol, aseton gibi ürünler elde edilmektedir.
    Piroliz: Organik moleküllerin oksijensiz ortamda parçalanmasıyla gaz, katran, odun kömürü, su ve organik bileşik oluşturması işlemidir.
    Gazlaştırma: Karbon içeren biokütlelerin yüksek sıcaklıkta bozunmasıyla yanabilir gaz oluşturma işlemidir.
    Biyofotoliz: Bazı mikroskobik canlıların güneş ışığı yardımıyla deniz suyundan hidrojen ve oksijen elde etme sürecidir.

    Bio-enerji denilince ilk akla gelen bakteriler tarafından parçalanma sonucu açığa çıkan biyogazdır. Bio-motorin ve bio-dizel de diğer biokütle enerjisi formlarıdır. Biokütle enerjisi katı , sıvı ve gaz şeklinde başta yakıt, konutları ısıtma, elektrik üretimi gibi birçok alanda kullanılmaktadır. Günümüzde Danimarka, Finlandiya, Avusturya ve Amerika gibi ülkelerde biokütle enerjisinden yararlanıldığı görülmektedir. Türkiye’de bu potansiyele sahiptir ve biokütle enerjisinden yararlanılmaktadır. Biokütle enerjisi atıkların tekrar kullanılması ve enerjiye dönüştürülmesi açısından önem arz etmektedir. Genel olarak temiz bir enerji kaynağı olarak bilinmektedir. Ancak çöp ve benzeri atıkların yakılması çevre kirliliğine neden olduğundan bazı önlemler alınması gerekmektedir.

    Deniz kökenli Enerjiler Nedir?

    Yeryüzünde yaşayan canlılar doğar, büyür, gelişir ve ölürler. Dalgalar da aynı canlılar gibi doğar, gelişir ve yok olurlar. Dalgalardaki potansiyeli kullanmak, geliştirmek, elektrik üretmek insanoğlu için yeni bir enerji kaynağı haline gelmektedir. Güneş ve rüzgâr enerjisiyle kıyaslandığında dalga enerjisi yeni ve büyük çoğunluğunun daha keşfedilmediği görülmektedir. Deniz kökenli yenilenebilir enerji kaynakları dalga enerjisi, deniz akıntıları enerjisi , gel-git enerjisi, vivace enerjisi ve deniz sıcaklık enerjisi olmak üzere 5’e ayrılmaktadır. Aralarında günümüzde en yaygın kullanılanları dalga ve gelgit enerjileridir. 25 Rüzgâr başta olmak üzere denizlerin derinliklerinde meydana gelen depremler, deniz taşıtları, Ay ve Güneş çekim kuvvetleri gibi dış etkilerden etkilenen suyun yüzeyinin tekrar eski haline gelebilmesi için oluşan hareketler dalga enerjisini oluşturmaktadır. Dalga enerji için derin sulara ve uygun dalga boyutlarına ihtiyaç duyulmaktadır. Dalga enerjisi, kıyılara ve açık denizlere kurulan santraller aracılığıyla elde edilmektedir. Ayrıca santraller deniz yüzeyi veya deniz diplerine de kurulabilmektedir. Gelgit enerjisi ise; Ay’ın az da olsa Güneş’in ve Dünya’nın arasında olan kütle çekim kuvvetinin etkisiyle okyanus sularının yükselip alçalmasından faydalanılarak elde edilmektedir. Gelgit genliğinin geniş olduğu nehir ağızlarına ya da deniz kıyılarına kurulan barajlar günümüzde yer alan gelgit enerji santral modelini oluşturmaktadır. Vivace enerjisi, deniz içerisindeki girdap kaynaklı titreşimlerden elde edilmektedir. 2005 yılında keşfedilen ve deneme aşamasında yer alan bir sistemdir.

    Dalga enerjisi, iki yüz yıl öncesine dayanmaktadır. Ancak uzun yıllar üzerinde çalışılmamıştır. A. V. Stahl 1892 yılında deniz dalgalarından enerji elde edilmesi üzerine ilk çalışmalarını yapmıştır. Günümüzde de çeşitli çalışmalar ve sistemlerle dalga enerjisi elde edilmektedir. Dünyanın yaklaşık dörtte üçü sularla kaplı olduğundan dalga enerjisi potansiyeli yüksektir. Ancak dalga enerjisinin Dünyadaki dağılışı diğer yenilenebilir enerji kaynakları gibi düzenli değildir. Türkiye’nin de etrafı denizlerle kaplı olmasına rağmen elektrik enerjisi üretiminde kullanımı yaygınlaşmamıştır.

    Dünyada İngiltere başta olmak üzere Portekiz, İspanya ve ABD gibi ülkelerde dalga enerjisi elde edilmektedir. Gel-git ve dalga enerjisi, Kanada’nın kuzeyi, İskoçya’nın batı sahilleri, ABD’nin kuzeydoğu ve kuzeybatı sahilleri, Güney Afrika ve Avusturya’da bulunmaktadır. Dünyada iki büyük gel-git santralinden biri Fransa’nın St Malo yakınlarında diğeri ise Kanada’da Annapolis’de bulunmaktadır. 1961-1989 yıllarında Çin’de 9 tane santralin bulunduğu bilinmektedir. Türkiye sahilleri gelgit enerjisine uygun olmadığı için dalga enerjisi ve boğazlardaki deniz akıntıları kullanılarak enerji elde edilmektedir. Türkiye’de Karadeniz’in batısı, İstanbul Boğazı’nın kuzeyi ve Ege Denizinin kuzeybatı kıyıları dalga enerjisi üretmek için uygun yerler arasında yer almaktadır.

    Dalga enerjisi kaynakları diğer enerji kaynaklarına göre oldukça sınırlı bölgelerde kullanılabilmektedir. Tükenmeyen bir enerji kaynağı olmakla beraber bazı dezavantajları da bulunmaktadır. Belirli saatlerde elde edilebiliyor olması ve dünyada sadece belirli yerlerde elde edilebiliyor olması dezavantajları arasında yer almaktadır.

    Hidrojen Enerjisi Nedir?

    Hidrojen 1500’lü yıllarda bulunmuştur. 1700’lü yıllarda da yanma özelliği keşfedilen bir elementtir. Doğada en fazla bulunan, renksiz, kokusuz, zehirsiz ve havadan 14,4 kez daha hafif olan bir gazdır. Evrenin temelinde yer alan hidrojen doğal bir yakıt olmayıp açığa çıkarılması gerekmektedir. Güneş, rüzgâr, su gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından ve kömür, doğalgaz gibi yenilenemeyen enerji kaynaklarından elde edilmektedir.

    Fosil yakıtlardan elde edilen hidrojen enerjisi yaydığı sera gazları sebebiyle çevre dostu kabul edilmemektedir. Hidrojen enerjisinin yenilenebilir enerji olabilmesi için yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edilmesi gerekmektedir. Hidrojen enerjisi, dünyada farklı yöntemler kullanılarak elde edilmektedir. ABD ve Çin’de kömürden, Arjantin’de rüzgârdan, Brezilya’da nehirlerden, Ekvator’da ise güneşten yararlanılarak hidrojen enerjisi elde edilmektedir. Türkiye’de ise jeotermal kaynaklardan, rüzgârdan ve Karadeniz’de bulunan hidrojen sülfürden elde edilmesi amaçlanmaktadır.

    Tablo 2.Çeşitli hidrojen üretim yöntemleri
    Güneş Enerjisi Suyun elektrolizi, Fotolitik ve termal parçalanması Rüzgâr Enerjisi Suyun elektrolizi Jeotermal Enerji Yüksek sıcaklık elektrolizi, Suyun elektrolizi Nükleer Enerji Suyun elektrolizi, Suyun termal parçalanması Biokütle Fermantasyon, Gazlaştırma, Piroliz Doğal Gaz Piroliz, Buhar ve Plazma reformasyonu Kömür, petrol Gazlaştırma, Kısmi oksidayon Dalga Enerjisi, Hidroelektrik Suyun elektrolizi

    Hidrojenin depo edilebiliyor olması ve hızlı dağılma özelliğinden dolayı tehlike arz etmemektedir. Hidrojen enerjisi NASA’daki uzay çalışmalarında yakıt pili olarak, cep telefonları, dizüstü bilgisayarlar gibi mobil uygulamalarda, konutlarda ısıtma amaçlı, ulaşım, savunma sanayisinde ve elektrik enerjisinde kullanılmaktadır.

    Havadan Elde Edilen Enerjiler Nelerdir?
    a

    The post Yenilenebilir Enerji Kaynakları Nelerdir? Havadan Elde Edilen Enerjiler İsimleri ve Özellikleri (Kısaca) first appeared on Geri Dönüşüm Şirketi.

    ]]>
    https://www.hurdaci.site/tr/yenilenebilir-enerji-kaynaklari-nelerdir-kisaca-isimleri-ve-ozellikleri/feed/ 0
    Enerji Nedir? Birincil ve İkincil Enerji Kaynakları Nelerdir? https://www.hurdaci.site/tr/enerji-nedir-kisaca-enerji-kaynaklari-nelerdir/ https://www.hurdaci.site/tr/enerji-nedir-kisaca-enerji-kaynaklari-nelerdir/#respond Thu, 28 Aug 2025 09:34:43 +0000 https://www.hurdaci.site/tr/?p=2763 Enerji Nedir? Enerji, Yunancada en ve ergon kelimelerinin birleşimi olan energia kelimesinden oluşmaktadır. Kelimenin anlamı ise iş, çalışma demektir. Enerjiyle ilgili ilk bilimsel kullanımların kabul edildiği Aristoteles’e göre enerjinin tanımı ise kuvvet, aktivite, işlem anlamlarına gelmektedir. Bu tanım bilimsel tanımlarla örtüşmemektedir. Ancak günlük konuşma diline uygundur. En genel anlamıyla fizikte iş yapabilme yeteneği olarak tanımlanmaktadır. [...]

    The post Enerji Nedir? Birincil ve İkincil Enerji Kaynakları Nelerdir? first appeared on Geri Dönüşüm Şirketi.

    ]]>
    Enerji Nedir?

    Enerji, Yunancada en ve ergon kelimelerinin birleşimi olan energia kelimesinden oluşmaktadır. Kelimenin anlamı ise iş, çalışma demektir. Enerjiyle ilgili ilk bilimsel kullanımların kabul edildiği Aristoteles’e göre enerjinin tanımı ise kuvvet, aktivite, işlem anlamlarına gelmektedir. Bu tanım bilimsel tanımlarla örtüşmemektedir. Ancak günlük konuşma diline uygundur. En genel anlamıyla fizikte iş yapabilme yeteneği olarak tanımlanmaktadır. Günlük hayatta ise insanların yaşamlarını sürdürebilmeleri için gerekli olan temel gereksinim olarak adlandırılmaktadır. Ayrıca, günümüzde hayatın her alanında yer alan elektrikle çalışan eşyalar dolayısıyla enerji günlük hayatta daha çok elektrik anlamında algılanmaktadır. Nüfusun artması ve sanayinin de gelişmesi enerjiye olan ihtiyacı artırmakta ve enerjinin önemli bir tüketim aracı olarak yer almasını sağlamaktadır. Kısacası insan enerjiye her alanda ihtiyaç duymaktadır.

    İnsan yaşamı için önemli olan, birbirlerine dönüştürülebilen ve doğada bulunan güneş, rüzgâr, kömür, petrol, akarsular gibi kaynaklara enerji kaynakları denir. Günümüzde 12 çeşit enerji kaynağı kullanılmaktadır. Bunlar kömür, petrol, doğalgaz, nükleer, rüzgâr, güneş, su gücü, jeotermal, biokütle, hidrojen, okyanus dalgasıdır.

    Bu enerji kaynakları iki başlık altında toplanmaktadır. Birincisi yenilenemez enerji kaynakları, ikincisi ise yenilenebilir enerji kaynaklarıdır. Yenilenemeyen enerji kaynakları fosil yakıtlı enerji kaynakları olarak da bilinen kömür, petrol, doğalgaz ve nükleer enerjidir. Yenilenebilir enerji kaynakları ise başta güneş enerjisi olmak üzere rüzgâr enerjisi, jeotermal enerji, hidrolik enerji, dalga enerjisi, hidrojen enerjisi, biokütle enerjisidir.

    Enerji kaynaklarını kullanışlarına ve dönüştürülebilirliklerine göre ikiye ayrılmıştır. Kullanışlarına göre yenilenemez enerji kaynakları kendi içinde fosil kaynaklı ve çekirdek kaynaklı olmak üzere ikiye ayrılırken yenilenebilir enerji kaynakları hidrolik, Güneş, biokütle, rüzgâr, jeotermal, dalga-gelgit ve hidrojen olmak üzere yediye ayrılmıştır.

    Dönüştürülebilirliklerine göre ise birincil enerji kaynakları ve ikincil enerji kaynakları şeklinde ikiye ayırdığı görülmektedir.

    Birincil enerji kaynakları kömür, petrol, doğalgaz, nükleer, biokütle, hidrolik, Güneş, rüzgâr ve dalga, gel-git şeklindedir.
    İkincil enerji kaynakları ise elektrik, benzin, mazot, motorin, ikincil kömür, kok, petrokok, hava gazı, sıvılaştırılmış petrol gazı şeklindedir.

    Enerji Kaynakları

     

    Enerji Kaynakları Nelerdir?

    Kullanışlarına Göre

    1- Yenilenemez (Tükenir) Enerji Kaynakları

    Fosil Kaynaklı Enerji Kaynakları

    – Kömür
    – Petrol
    – Doğalgaz

    Çekirdek Kaynaklı Enerji Kaynakları

    – Uranyum
    – Toryum

    Detaylı Bilgi İçin: Yenilenemez Enerji Kaynakları içeriğimize göz atabilirsiniz.

    2- Yenilenebilir (Tükenmez) Enerji Kaynakları

    – Hidrolik
    – Güneş
    – Biyokütle
    – Rüzgar
    – Jeotermal
    – Dalga, Gel-Git
    – Hidrojen

    Dönüştürülebilirliklerine Göre

    Birincil Enerji Kaynakları (Primer)

    – Kömür
    – Petrol
    – Doğalgaz
    – Nükleer
    – Biyokütle
    – Hidrolik
    – Güneş
    – Rüzgar
    – Dalga, Gel-Git

    İkincil Enerji Kaynakları (Sekonder)

    – Elektrik, Benzin, Mazot, Motorin
    – İkincil Kömür
    – Kok, Petrokok
    – Hava Gazı
    – Sıvılaştırılmış Petrol Gazı (LPG)

    Detaylı Bilgi İçin: Yenilenebilir Enerji Kaynakları içeriğimize göz atabilirsiniz.

    Üstteki enerji kaynakları arasında Elektrik, Benzin, Kömür, Güneş, Rüzgar, Doğalgaz vb. günlük hayatta kullanılan ve karşılaşılan bazı enerji kaynakları da yer almaktadır.

    The post Enerji Nedir? Birincil ve İkincil Enerji Kaynakları Nelerdir? first appeared on Geri Dönüşüm Şirketi.

    ]]>
    https://www.hurdaci.site/tr/enerji-nedir-kisaca-enerji-kaynaklari-nelerdir/feed/ 0
    Yenilenemeyen (Yenilenemez) Enerji Kaynakları Nedir, Özellikleri Nelerdir? Doğalgaz, Petrol ve Kömür Yenilenebilir Mi? https://www.hurdaci.site/tr/yenilenemeyen-yenilenemez-enerji-kaynaklari-nedir-kisaca-ozellikleri-nelerdir/ https://www.hurdaci.site/tr/yenilenemeyen-yenilenemez-enerji-kaynaklari-nedir-kisaca-ozellikleri-nelerdir/#respond Thu, 28 Aug 2025 09:28:23 +0000 https://www.hurdaci.site/tr/?p=2766 Yenilenemeyen Enerji Kaynağı Nedir? Doğada tüketildiği zaman yeniden üretilmesi uzun yıllar alan toprak altında kalmış bitki ve hayvan kalıntılarından oluşan kömür, petrol ve doğalgaz gibi fosil enerji kaynakları ile uranyum ve toryumdan oluşan nükleer enerji kaynaklarına yenilenemeyen enerji kaynakları denir. Dünyadaki enerji ihtiyacının %81’i fosil yakıtlardan sağlanmaktadır. Bu enerji kaynaklarının en önemlisi petroldür. Ancak dünyada [...]

    The post Yenilenemeyen (Yenilenemez) Enerji Kaynakları Nedir, Özellikleri Nelerdir? Doğalgaz, Petrol ve Kömür Yenilenebilir Mi? first appeared on Geri Dönüşüm Şirketi.

    ]]>
    Yenilenemeyen Enerji Kaynağı Nedir?

    Doğada tüketildiği zaman yeniden üretilmesi uzun yıllar alan toprak altında kalmış bitki ve hayvan kalıntılarından oluşan kömür, petrol ve doğalgaz gibi fosil enerji kaynakları ile uranyum ve toryumdan oluşan nükleer enerji kaynaklarına yenilenemeyen enerji kaynakları denir.

    Dünyadaki enerji ihtiyacının %81’i fosil yakıtlardan sağlanmaktadır. Bu enerji kaynaklarının en önemlisi petroldür. Ancak dünyada bulunan petrol dağılımı eşit değildir. Türkiye’de ise birinci sırada doğalgazın kullanıldığı daha sonra onu petrol ve kömürün takip ettiği görülmektedir.

    Dünyada kömür rezervleri yıllık üretim bakımından 114 yıl boyunca tüketimi karşılayacak şekildedir. Doğalgaz rezervleri yıllık üretim bakımından 53 yıl ve petrol rezervler ise yıllık üretim bakımından 51 yıl tüketimi karşılama potansiyelindedir.

    Yenilenemeyen enerji kaynaklarının yakılması sonucunda atmosfere önemli miktarda CO2 ve benzeri gazların dışında kül ve radyoaktif atıklarda salınmaktadır. Bu gazlar hava kirliliği başta olmak üzere birçok çevre sorununa neden olmakta ve insan sağlığını da olumsuz etkilemektedir.

    Yenilenemeyen Enerji Kaynakları Nelerdir?

    Fosil Yakıt Temelli Enerji Nedir?

    Bitki ve hayvan kalıntılarının yüksek sıcaklık ve basınçta 300-400 milyon yıl toprak altında kalmasıyla oluşan kömür, petrol ve doğalgaz fosil yakıt temelli enerji kaynaklarını oluşturmaktadır. Bu enerji kaynakları yeryüzünde katı, sıvı ve gaz halinde bulunmaktadır.

    Bunlara sırasıyla bakacak olursak:

    Kömür

    Fosil yakıt temelli enerji kaynakları içerisinde en bilineni kömürdür. Kömür, bitkisel kökenli olup karbonun yanında hidrojen, oksijen, azot ve kükürt gibi elementleri de barındırmaktadır.

    Enerji kaynakları arasında kömürün kullanış tarihi çok eskiye dayanmaktadır. 9. yüzyılda Büyük Britanya’da 12. yüzyılda ise Çin’de konutların ısıtılması amacıyla kullanılmıştır. Buhar makinesinin icadı ve fabrikalarda enerji kaynağı olarak kullanılması ise 18. yüzyıl sonlarına dayanmaktadır. 18. yüzyıl sonlarına doğru artan Dünya nüfusuyla birlikte elektrik enerjisine ve konutların ısıtılması için kömüre duyulan ihtiyaç artmıştır. Kömür, 20. yüzyılın başlarına kadar başlıca enerji hammaddesiyken 1960’lı yıllardan itibaren yerini petrole bırakmıştır. Ancak son yıllarda artan petrol fiyatlarıyla tekrar yükselişe geçtiği görülmektedir.

    Dünyada diğer fosil yakıtların aksine kömür rezervlerinin geniş alanlara yayıldığı görülmektedir. En fazla kömür rezervine sahip ülkeler %23,7 oranında ABD, %15,2 oranında Rusya, %13,2 Çin, %14,0 Avustralya’dır. Ülkemizde ise kömür rezervleri yaklaşık olarak %48 oranında Zonguldak havzasında bulunmaktadır. Ancak bu rezervlerin sadece %19’u kullanılmaktadır. Kömürden ısınma, elektrik üretimi gibi alanlarda yararlanılmaktadır.

    Petrol

    Petrol, deniz dibinde biriken canlı fosillerinin yüksek basınç ve sıcaklıkta uzun yıllar deniz diplerinde kalmasıyla oluşan sıvı yakıt türünü oluşturmaktadır. Neft ya da yer yağı olarak da adlandırılmaktadır. Petrol sudan yoğun, koyu renkli, kendine has kokusu olan ve yeraltından çıkarılan yanıcı bir yağdır.

    Latince adı petroleum olan petra ve oleum kelimelerinin birleşmesinden oluşmaktadır. Petrol %85-90 oranında karbon, %10-14 oranında hidrojen ve az miktarda nitrojen, oksijen, kükürt bileşenlerinden oluşmaktadır.

    Petrol ilk defa Alman mineraloji uzmanı Georgius Agricola’nın De Re Metallica adlı eserinde geçmektedir. Ham petrol, 19. yüzyıldan ABD’de ticari amaçla kullanılmıştır. Tahta varillere konulduğu için de varille ölçülmeye başlanmıştır. 1 varil 159 litre ve 1 ton ise 7,33 varile karşılık geldiği bilinmektedir. Asıl önemi ise 20. yüzyıldan sonra anlaşılmıştır. 1860’lı yıllarında Pennsylvania’da evlerde aydınlatma amacıyla gaz yağı şeklinde kullanılmaktaydı. Bu nedenle üretimi aydınlatma amacıyla yapılmaktaydı. 1900’lü yıllarda benzinli motor ve dizel motorun icadıyla birlikte petrol ulaşım sektöründe de kullanılmaya başlanmıştır. Petrol, yakıt ve elektrik üretimi dışında inşaat sektörü, ilaç sektörü, asfalt, madeni yağlar, plastik sektörü gibi insan hayatında sıklıkla yer alan birçok sektörde kullanılmaktadır.

    Dünyadaki enerji dağılımları raporuna göre dünyada yaklaşık 1,706 milyar varil petrol rezervi bulunduğu düşünülmektedir. Petrol rezervlerinin bölgelere göre dağılımına bakıldığında 813,5 milyar varille Ortadoğu ilk sırada yer almaktadır. Burayı 327,9 milyar varille Orta ve Güney Amerika, 300,9 milyar varille Venezuela ve 266,5 milyar varille Suudi Arabistan takip etmektedir. Türkiye’deki petrol yatakları Güneydoğu Anadolu’da bulunmaktadır. Bulunan bu petrol yataklarının %93’ünün rezervi yaklaşık olarak 25 milyon varilden az olan küçük sahalardan ve %7’sinin rezervi ise 25-500 milyon varil olan orta sahalardan oluşmaktadır.

    Enerjiye duyulan ihtiyacın gün geçtikçe artması sonucu petrol arama ve üretim çalışmaları hızlanmıştır. Petrol arama ve üretimi sırasında kullanılan kimyasal maddeler, yöntem ve teknikler katı, sıvı ve gaz maddeler üretmektedir. Bu çalışmalar ne kadar ekonomiye katkı sağlasa da çevre üzerinde olumsuz etkiler ortaya çıkarmaktadır. Dolayısıyla petrol ve petrol ürünleri çevre kirliliğine neden olmaktadır. Ayrıca ham petrolün üretimi, taşınması ve depolanması sırasında da çevre kirliliğine neden olabilecek olaylar oluşabilmektedir.

    Doğalgaz

    Doğalgaz, petrolün bir türevidir. %95 oranında metan gazı ve daha düşük oranlarda etan, propan, bütan, pentandan oluşan renksiz, kokusuz bir yakıttır. Çevreye kül gibi atık maddeler bırakmayan, diğer fosil yakıtlara göre temiz ve sağlıklı olan bir yakıttır. Havadan hafif ve zehirsiz olan doğalgazın kokusu olmadığında sızıntıları kolay fark edilmesi için özel olarak kokulandırılmaktadır.

    Eski zamanlarda petrol üretimi sırasında ortaya çıkan doğalgaz yararsız görüldüğü için yok edilmekteydi. Ancak 1970’li yıllarda dünyada petrol krizinin ortaya çıkmasıyla birlikte doğalgaza verilen önem artmıştır. Ayrıca petrol fiyatlarındaki artışlar ve Avrupalı insanların petrole bağımlı kalmak istememesi onları bu yakıtı kullanmaya yöneltmiştir.

    Doğalgaz ve petrolün çıkarıldıkları yerler yerleşim yerlerine uzak olduğu için genellikle borular aracılıyla yerleşim yerlerine ulaştırılmaktadır. Doğalgaz yataktan çıkarıldığı gibi kullanılamamaktadır. Ancak kimyasal işlemlerden geçirilerek kullanılabilmektedir. Doğalgaz da petrol gibi yer altından çıkarılan bir gazdır.

    Doğalgaz araçlarda yakıt olarak, evlerde ısıtma ve soğutma amaçlı kullanılmaktadır. Ayrıca sıcak su elde etmede, demir-çelik sanayisinde, cam ve kiremit imalatında, pişirmede, tekstil sanayisinde kullanılmaktadır. Düşük karbon içerdiğinden çevreye verdiği zarar diğer yenilenemeyen enerji kaynaklarına göre daha azdır. Dünyada en fazla doğalgaz rezervine sahip ülkeler Rusya, Katar, İran ve Türkmenistan’dır.

    Nükleer Temelli Enerji Nedir?

    Uranyum, toryum, plütonyum gibi radyoaktif elementlerin çekirdeklerinin fisyon ve füzyon tepkimeleri sonucunda oluşan enerjiye nükleer enerji denir. Nükleer enerji, nükleer santrallerde üretilmektedir.

    Nükleer enerji, kaynaklarının sınırlı olması nedeniyle yenilenemez enerji kaynaklarının içerisinde yer almaktadır.

    ABD’nin New Meksiko eyaletinde ilk kez nükleer enerji denemesi yapılmıştır. Ancak resmi kayıtlarda ikinci dünya savaşı sırasında Japonya’da kullanıldığı geçmektedir. Japonya’nın Hiroşima kentine atılan Little Boy ve Nagazaki kentine atılan Fat Boy evlerin yıkılmasına ve canlıların yok olmasına neden olmuştur. Zaman ilerledikçe toplumun enerjiye duyduğu ihtiyacın artması ve gelişen sanayi insanları yeni enerji arayışına yöneltmiştir. Böylece nükleer enerji günümüzün ve geleceğimizin önemli enerji kaynakları arasında yerini almıştır.

    Dünyada 500’den fazla nükleer enerji santrali bulunmaktadır. 104 nükleer enerji santralinin bulunduğu ABD en fazla tesisin bulunduğu ülkedir. ABD’yi 58 santralle Fransa, 53 santralle Japonya, 35 santralle İngiltere ve 29 santralle de Rusya’nın takip ettiği görülmektedir. Bu santrallerden ABD ve Rusya’da bulunanlarında ilk kez elektrik enerjisi üretimi yapılmıştır. Nükleer enerji santralleri, dünyadaki elektrik ihtiyacının yaklaşık %14’ünü karşılamaktadır. Türkiye’de ise 4 tane nükleer enerji santrali kurulum aşamasındadır. Bilim insanlarına göre nükleer enerji zararsız enerji kaynağı olarak düşünürken çevreciler nükleer enerji kullanımının zararlı olduğunu düşünmektedirler. Nükleer enerji santrallerinde dışarıya bırakılan atıklar, yetersiz kalan güvenlik önlemleri ve eleman yetersizliği çevre sorunlarına neden olmaktadır. Ayrıca nükleer enerjinin amaç dışı kullanılma durumu da insanlığa büyük tehdit oluşturmaktadır.

    Not: Yenilenebilir olarak bilinen enerji kaynaklarını görmek için ise Yenilenebilir Enerji Kaynakları Nelerdir içeriğine göz atabilirsiniz.

    The post Yenilenemeyen (Yenilenemez) Enerji Kaynakları Nedir, Özellikleri Nelerdir? Doğalgaz, Petrol ve Kömür Yenilenebilir Mi? first appeared on Geri Dönüşüm Şirketi.

    ]]>
    https://www.hurdaci.site/tr/yenilenemeyen-yenilenemez-enerji-kaynaklari-nedir-kisaca-ozellikleri-nelerdir/feed/ 0
    Gemi Geri Dönüşümü Nedir? Hurda Gemi Söküm Sektörü Hakkında Bilgiler https://www.hurdaci.site/tr/gemi-geri-donusumu-nedir-hurda-gemi-sokum-sektoru-hakkinda-bilgiler/ https://www.hurdaci.site/tr/gemi-geri-donusumu-nedir-hurda-gemi-sokum-sektoru-hakkinda-bilgiler/#respond Thu, 28 Aug 2025 09:16:58 +0000 https://www.hurdaci.site/tr/?p=2037 Gemi Geri Dönüşümü Nedir? Gemi geri dönüşümü, ekonomik ömrünün tamamlamış gemilerin seferlerden çekilmesi ve ekonomiye tekrar kazandırılmak üzere geri dönüşüm (recycling) işlemine alınmasıdır. Teknik anlamda eski gemilerin kıyıda, iskelede, kuru havuzda veya gemi kızağında parçalara ayrılması işlemlerinin bütünü olarak tanımlanabilir. Bu işlemler, tüm donanımların sökülmesi, kesme ve gemi altyapı sistemlerinin geri dönüşümünün yapılması dahil birçok [...]

    The post Gemi Geri Dönüşümü Nedir? Hurda Gemi Söküm Sektörü Hakkında Bilgiler first appeared on Geri Dönüşüm Şirketi.

    ]]>
    Gemi Geri Dönüşümü Nedir?

    Gemi geri dönüşümü, ekonomik ömrünün tamamlamış gemilerin seferlerden çekilmesi ve ekonomiye tekrar kazandırılmak üzere geri dönüşüm (recycling) işlemine alınmasıdır. Teknik anlamda eski gemilerin kıyıda, iskelede, kuru havuzda veya gemi kızağında parçalara ayrılması işlemlerinin bütünü olarak tanımlanabilir. Bu işlemler, tüm donanımların sökülmesi, kesme ve gemi altyapı sistemlerinin geri dönüşümünün yapılması dahil birçok aktivitenin toplamıdır.

    İşletme verimini arttırmak ve denizcilik risklerini asgari boyuta indirgemek adına teknolojik bir süreç olan gemi geri dönüşüm endüstrisi, gemilerin hurdaya ayrıldıktan sonra, yerlerine daha güvenli ve çevreye duyarlı, yeni tonajlı gemilerin getirilmesi işlemidir. Gemi geri dönüşümü, gemi inşa işleminin tam tersidir. Hurda geminin geri dönüşümü esnasında metal malzemeler değerlendirilir ya da haddehanelere gönderilerek, hurda değerli mala çevrilir. Diğer taraftan gemi geri dönüşümü, çevreyi koruyan endüstri kollarından biridir. Ekolojik dengenin korunmasında önemli bir rolü olan gemi geri dönüşümü, Uluslararası Denizcilik Örgütü (International Maritime Organization-IMO) tarafından da “yeşil endüstri” diye anılmaktadır. Demir cevherinin doğadan çıkarılması, eritilmesi ve haddelenmesi ile kıyaslandığında gemi geri dönüşümünün, enerji ve maliyetlerden büyük tasarruf sağladığı ve daha az çevre kirliliğine sebep olduğu anlaşılmaktadır. Dünyada sökülen yıllık ortalama 25 milyon DWT geminin %82.6’sı 15 ile 35 yaşları arasında geri dönüşüm işlemine tabii tutulmaktadır.

    İşletme verimini arttırmak ve denizcilik risklerini asgari boyuta indirgemek adına teknolojik bir süreç olan gemi geri dönüşüm endüstrisi, gemilerin hurdaya ayrıldıktan sonra, yerlerine daha güvenli ve çevreye duyarlı, yeni tonajlı gemilerin getirilmesi işlemidir. Gemi geri dönüşümü, gemi inşa işleminin tam tersidir. Hurda geminin geri dönüşümü esnasında metal malzemeler değerlendirilir ya da haddehanelere gönderilerek, hurda değerli mala çevrilir. Diğer taraftan gemi geri dönüşümü, çevreyi koruyan endüstri kollarından biridir. Ekolojik dengenin korunmasında önemli bir rolü olan gemi geri dönüşümü, Uluslararası Denizcilik Örgütü (International Maritime Organization-IMO) tarafından da “yeşil endüstri” diye anılmaktadır. Demir cevherinin doğadan çıkarılması, eritilmesi ve haddelenmesi ile kıyaslandığında gemi geri dönüşümünün, enerji ve maliyetlerden büyük tasarruf sağladığı ve daha az çevre kirliliğine sebep olduğu anlaşılmaktadır. Dünyada sökülen yıllık ortalama 25 milyon DWT geminin %82.6’sı 15 ile 35 yaşları arasında geri dönüşüm işlemine tabii tutulmaktadır.

    1 kg çelik üretimi için 2.5 kg cevher, 2.5 kg cevher elde etmek için de yaklaşık 6 katı toprak kazısı gerekmektedir. Buna göre gemi geri dönüşüm hurdasını yerine koymak için Dünya’da her yıl 437.5 milyon ton toprak kazısına ihtiyaç duyulmaktadır. Bunun yanısıra, beher kg çelik, hurdadan elde edilirse 1 birim enerji miktarı sarf edilecek, aynı üretim cevherden sağlandığı takdirde bu enerji miktarı 3 birime çıkacaktır. Kısacası gemiler ekonomik faaliyetlerini tamamladıktan sonra hurdaya çıkmaz, sürdürülebilir kalkınmanın bir ilkesi olarak geri dönüşüm işlemine tabi tutulur.

    Gemi geri dönüşüm endüstrisi hammadde, katma değer ve istihdam olmak üzere üç temel değerden oluşmaktadır. Endüstri içerisindeki personelin ve işçilerin istihdamını, demir hurda için ödenen dövizden tasarruf yapılmasını ve katma değerin ülke sınırları içinde kalmasını amaçlamaktadır.

    Gemi bünyesindeki hammadde ve ekipmanının %94’ü gemi geri dönüşümü ile geri kazanılmaktadır. Gemi geri dönüşümünde elde edilen çelik, doğadan elde edilen demir cevherine kıyasla daha az enerji ve işçilik harcadığı için, çevre dostu bir endüstri olarak adlandırılır. Buna rağmen gemilerde bulunan tehlikeli maddelerin hammaddelerden ayrıştırılması tehlikeli bir işlemdir. Gemi içerisinde bulunan asbest, PCBler (polychlorinated byphenyl), ağır metaller gibi tehlikeli maddeler, uygun koşullar altında ayıklanmadığında, personel için tehlikeli olup, çevreyi kirletme riskini de doğurmaktadır.

    Dünya’da Gemi Geri Dönüşüm Piyasası

    Uluslararası taşımacılığın yaklaşık % 90’ı deniz yoluyla gerçekleştirilmekte ve günden güne artan bu taşımacılık yöntemi dünya deniz filosu hacmini de giderek artırmaktadır. 2016 yılı ocak ayı verilerine göre kullanımda olan toplam ticari gemi sayısı 90.917 ve toplam tonajları 1.8 milyar DWT’dir. 2015-2016 yılları arasında DWT bazında artış oranı ise ortalama %2.1’dir.

    Dünya deniz taşımacılığı filosunun önemli bir bölümünü ticari gemiler oluşturmakla birlikte, ticari amaçla kullanılmayan gemileri, askeri gemiler ve devlet mülkiyetinde olan gemileri de dikkate aldığımızda toplam deniz filosu hacminin bu rakamların çok daha üstünde olduğunu tahmin etmek güç değildir. Diğer taraftan mevcut ticari gemilerin % 53’ü yirmi yaşının üzerindedir ve ortalama gemi yaşı 20’dir. Bir geminin kullanımın ömrünün 20-30 yıl arasında olduğu düşünülürse, geri dönüşümü gereken ciddi miktarda geminin olduğu net bir şekilde görülmektedir.

    Bununla birlikte, 2010 yılından itibaren özellikle 1980’li yıllarda üretilen tek cidarlı gemilerin kullanımdan kalkmasına ilişkin IMO kararının da geri dönüştürelecek gemi miktarını önemli ölçüde arttırdığı gözlenmektedir.

    İşgücü maliyetleri, çevre ve sağlık standartları ve geri dönüştürülen materyalden elde edilecek gelirdeki farklılıklar göz önüne alındığında Avrupa Birliği’nde (AB) gemi geri dönüşümü, Güney Asya ülkelerine oranla ekonomik anlamda uygulanabilir değildir. Avrupa Komisyonu gemi geri dönüşüm raporuna göre, AB bayraklı gemilerin geri dönüşümü Bangladeş, Hindistan ya da Pakistan’da yapıldığında gemi ağırlığına göre ton başına 380 USD gelir elde edilirken, aynı işlem Çin veya Türkiye’de yapıldığı takdirde bu gelirin 225 USD olduğu görülmektedir. AB ülkelerinde ise bu rakam ancak 20 ile 130 USD arasındadır. Sonuç olarak bu sektörün belirli prosedürlere uyması demek fazla kazanç elde edilememesi anlamına gelmektedir. Düşük çevre ve güvenlik standartlarında faaliyet göstermeye dayalı olan bu endüstride, gemi geri dönüşümünden ekonomik gelir elde eden ülkeler, bu alanda mevzuat belirlemeye ve bunun uygulanmasında istekli değillerdir.

    Bugün gemi geri dönüşüm işleminin yaklaşık % 97’si Bangladeş, Çin, Hindistan, Pakistan ve Türkiye’nin oluşturduğu beş ülkede gerçekleşmektedir. Türkiye’nin geri dönüşüm kapasitesi (0.6 MGT), geri dönüşüm yapan diğer 4 ülkenin kapasitelerine (7.7 MGT, 7.6 MGT, 6.8 MGT ve 2.1 MGT) oranla daha düşüktür. Fakat Türkiye’nin bu anlamdaki kapasitesi, dünyanın geri kalan ülkelerinin kapasiteleri toplamından (0.4 MGT) daha fazladır. Ciddi miktarda gemi geri dönüşümü yapılan Güney Asya ülkelerinde çevre, sağlık ve güvenlik açısından gerekli asgari düzeydeki şartlar dahi karşılanmamaktadır. Çevre ve güvenlik standartlarına uyumlu gemi geri dönüşüm kapasitesi ise dünya genelinde toplam kapasitesinin % 30’una denk gelmektedir ve bu tesislerin önemli bir bölümü Çin’de yer almaktadır. Avrupa ülkelerindeki tesisler ise yüksek maliyetler nedeniyle mevcut kapasitelerini kullanmamaktadırlar.

    Çevre standartlarına uygun gemi geri dönüşüm işleminin ilk koşulu, geminin kuru havuz olarak adlandırılan özel alanlarda geri dönüştürülmesidir. Çünkü geminin su, hava ve toprak gibi çevresel unsurlarla teması ancak bu yolla engellenerek, geri dönüşüm işlemi kontrollü şekilde sağlanabilir. Büyük gemilerin kuru havuzlarda geri dönüşümü, taşımada zorluk ve tesislerin kapasitesi sebebiyle bu alanlarda yapılamazken, bu tesislerde genel olarak küçük gemilerin geri dönüşümü yapılmaktadır. Kuru yük gemileri, savaş gemileri ve tankerler gibi büyük gemilerin geri dönüşümü ise genellikle kıyıda ya da iskelede işleme alınmaktadır.

    Günümüzde dünya ticaret filosu, yaklaşık 90.000 gemiye sahip olup, ortalama 15 yaşın üzerinde ve 1.8 milyar DWT kapasitededir. Her yıl ortalama 25 yaşında, 20 milyon DWT kapasitede, 400 gemi geri dönüşüme gitmekte ve yaklaşık 4 milyon ton çelik malzeme geri dönüşebilmektedir. Avrupa Birliği’ne ait işletmecilerin geri dönüşüme giden gemi sayısı yıllık ortalama 200 gemi ile 6 milyon DWT kapasite ve 1 milyon ton çeliğe denk gelmekte ve bu gemilerin geri dönüşüm işleminden ülkemiz tonaj temelinde %5’lik bir orana sahiptir.

    1970’li yıllarda Avrupa’da yoğunlaşan gemi geri dönüşümünde zamanla çevre, sağlık ve güvenlik standartlarının arttırılması, gemi geri dönüşümü endüstrisinin gelişmekte olan ülkelere doğru kaydırılmasına sebep olmuştur. Bu şekilde gemi geri dönüşümdeki birçok risk hem paylaşılmış, hem de ekonomik kar (çevre cezaları, ucuz iş gücü vb.) elde edilmiştir. Dünyada gemi dönüşümü yapan başlıca ülkeler; Türkiye, Brezilya, İngiltere (askeri gemi), Hollanda, Portekiz, Tunus, Yunanistan, Romanya, Ukrayna, Güney Afrika, Pakistan, Hindistan, Vietnam, Çin, Tayland ve Güney Kore olarak sıralanabilir.

    Gemi Geri Dönüşüm Sektöründe Önde Gelen Ülkeler
    Hindistan, Pakistan, Bangladeş ve Çin gemi geri dönüşüm sektöründe son yıllarda aktif durumdayken, 1980’li yılların sonunda pazarda önemli bir yere sahip olan Tayvan ve Güney Kore pazar paylarını tamamen kaybetmişlerdir. 2006 yılı verilerine göre Bangladeş %73.2, Hindistan %16.28, Pakistan%2.85, Çin %3 ve diğer ülkeler %4.58 ile sektörde Pazar payını oluşturmaktadır. 1990–1994 yılları arasında Çin, Hindistan, Pakistan, Bangladeş’te çıkış yaşanırken, 1993 yılında en yakın rakibinin iki katı işlem gerçekleştiren Çin 9 milyon DWT’yi aşan gemi geri dönüşüm işlemi yapmış, fakat 1994 sonrasında gemi geri dönüşüm hızı oldukça düşmüştür. Hindistan 1990 sonrasında yakaladığı ivmeyi 2003’e kadar sürdürmüş, Pakistan 1990–1996 arası artış ve 1996–2003 arası düşüş gösteren bir ülke olmuştur. Bangladeş 1990 sonrası yükseliş eğilimini sürdürürek 2004’de dünya lideri konumuna gelmiş ve halen bu konumunu korumaktadır.

    The post Gemi Geri Dönüşümü Nedir? Hurda Gemi Söküm Sektörü Hakkında Bilgiler first appeared on Geri Dönüşüm Şirketi.

    ]]>
    https://www.hurdaci.site/tr/gemi-geri-donusumu-nedir-hurda-gemi-sokum-sektoru-hakkinda-bilgiler/feed/ 0
    Geri Dönüşüm Nedir? Geri Dönüşümün Faydaları Nelerdir? Önemi Hakkında Bilgiler https://www.hurdaci.site/tr/geri-donusum-nedir-onemi-faydalari-tarihcesi-ve-donusturulebilen-atiklar-hakkinda-bilgiler/ https://www.hurdaci.site/tr/geri-donusum-nedir-onemi-faydalari-tarihcesi-ve-donusturulebilen-atiklar-hakkinda-bilgiler/#respond Thu, 28 Aug 2025 09:11:26 +0000 https://www.hurdaci.site/tr/?p=2050 Geri Dönüşüm Nedir? Metal, kağıt, cam, elektronik atık ve akü, pet şişe ve plastik vb. değerlendirilmesi, yeniden kullanılması mümkün olan bazı atıkların çeşitli fiziksel ve/veya kimyasal uygulamalara yardımıyla yeniden endüstriyel üretim sürecine dahil edilip kullanılmasına geri dönüşüm denilebilir. Organik nitelikli atıkların da geri dönüşümü mümkündür. Atıkların geri dönüşümü sonrası kullanımı amacıyla uygulanan çeşitli fiziksel veya [...]

    The post Geri Dönüşüm Nedir? Geri Dönüşümün Faydaları Nelerdir? Önemi Hakkında Bilgiler first appeared on Geri Dönüşüm Şirketi.

    ]]>
    Geri Dönüşüm Nedir?

    Metal, kağıt, cam, elektronik atık ve akü, pet şişe ve plastik vb. değerlendirilmesi, yeniden kullanılması mümkün olan bazı atıkların çeşitli fiziksel ve/veya kimyasal uygulamalara yardımıyla yeniden endüstriyel üretim sürecine dahil edilip kullanılmasına geri dönüşüm denilebilir. Organik nitelikli atıkların da geri dönüşümü mümkündür. Atıkların geri dönüşümü sonrası kullanımı amacıyla uygulanan çeşitli fiziksel veya kimyasal süreçlere de geri kazanım denilebilir.

    Geri Dönüşümün Tarihçesi

    Geri dönüşüm, hem doğal kaynakların elde edilme zorluğu ve kısıtlı olması hem de maddi kayıplar nedeniyle aslında her zaman bir zorunluluk oluşturmuştur. Yüzyıllar önce geçmişteki uygarlıklar yaptıkları kılıçlar, kalkanlar mifer ve çeşitli metal yemek kapları ve benzer metal parçalar ateş üzerinde dövülerek, eritilerek kalıplar yardımıyla yeniden metal paralar ve kullanılacak başka eşyalar elde ederek insanlar yüzyıllar öncesinde geri dönüşümün temelleri atılmıştır. Yapılan bazı arkeolojik kazı çalışmalarında doğal kaynak elde etmenin çok zor olduğu eski dönemlere ait olduğu anlaşılan az sayıda bulunan bazı metal paralar, kırık alet parçaları ve küller üzerinde yapılan çalışmalar sonucu geri dönüşümün izlerine rastlanmıştır.

    Geri kazanımında bu uygulamaların en temel birincil amacı üretimde yeni hammadde kullanılması yerine atık olarak mevcut olan materyallerden yeni ve ihtiyaç duyulan maddeler elde etmektir. Hızla büyüyen sanayileşme nedeniyle kaynak ihtiyacının artması, mevcut doğal kaynakların hızla azalması ve doğal hayatın kaynak arayışı ve elde edilişi sürecinde çok fazla tahrip edilmesi sonucu geri dönüşüme ihtiyacı artmıştır. Ayrıca ham madde elde etmek, işlemek ve temin etmektense daha düşük bütçeyle elde edilen hurda metaller, yıpranmış kumaş ve bez artıkları vb. maddelerin geri kazanımı ile ekonomik açıdan büyük fayda sağlamaktadır. Geri dönüşümün ekonomik getirisi azımsanmayacak boyutlardadır. Bu çok geçmeden farkedilmiş ve sanayi devriminden önceki zamanlarda avrupalılar tarafından bronz metal, gümüş, hurdalar ve diğer metaller toplatılıp eritilerek sürekli yeniden kullanılmıştır.

    İngiltere’de ısınma ihtiyaci için kullanılan odun ve kömür gibi kaynakların yanması sonucu hatta ormanlarda meydana gelen yangınlardan oluşan toz ve kül partikülleri bir araya getirilip tuğla yapımı için değerlendirilerek tekrar kullanılmıştır. 1800’lü yıllar itibari ile sıvı ürünler için kullanılan şişe ve ambalajlar depozito sistemiyle satılarak tekrar toplanmaya başlanmıştır. 1813 tarihinde Benjamin Law, eski ve özelliğini kaybetmiş atıl haldeki kullanılmayan kumaş atıklarının yeniden kullanılması amacıyla kumaş atıklarından saf pamuk elde etmeyi başarmıştır.

    II.Dünya savaşı dönemleri Avrupa’da geri dönüşümün en parlak dönemleri olarak tarihte kayıtlara geçmiştir. Uzun süren savaşlar nedeniyle yaşanan finansal kota ve savaşın etkisiyle bir anda azalan ulaşılması imkansız hale gelen hammadde problemi neticesinde geri dönüştürülebilir eşyalar ve atıkların önemi ortaya çıkmıştır. Bu ihtiyacı giderebilmek için ülkeler, vatandaşları için birtakım kampanyalar, duyurular ve resimli posterlerle geri dönüşüme yönlendirmeye teşvik etmişlerdir. Bu sayede insanların atıklarını ve eskimiş metal içerikli eşyalarını geri dönüştürerek mümkün olduğunca uzun sure kullanım sağlanması ve ihtiyaç olan başka ürünler için kullanılması amaçlanmıştır.

    Savaşın sonucunu etkileyebileceği düşünülen geri dönüşümün önemini ifade ederek halkın vatanseverliğin bir gereği olduğu bilinci ile bu sürece destek olmaları istenmiştir.

    Günümüze baktığımızda ise geri dönüşüm sektöründe 2015 yılı itibariyle Avrupa Birliği ülkelerinde yaklaşık 24 milyar euro kazanç ile 500 bin insana varan iş olanağı sağlanmıştır. Bunun yanı sıra 60 binden fazla kuruluşla atık ve geri dönüşüm sektöründe sanayileşerek bu anlamda dünya genelinin %50 sini oluşturmuştur. Türkiye ise bu alanda 3 milyar euroluk kazanç ile küçük bir paya sahiptir.

    Ülkemizde çeşitli yasa ve yönetmeliklerle atık yönetimi konusunda olumlu adımlar atılırken son olarak 12 Temmuz 2019 yayınlanan “Sıfır Atık Yönetmeliği” ile atıkların ayrıştırılması, geri dönüşümü, geri kazanımı, yeniden kullanımı ve enerji geri kazanımı uygulamaları, bu alanda yapılan yatırımlara ayrılan teşvikler ve atık üretimine dair kısıtlamalar ve cezalar artırılmış, bu alanda büyük bir adım atılmıştır.

    Geri Dönüşümün Faydaları Nelerdir?

    Geri Dönüşümün çevreye, doğaya, insanlara ve ülke ekonomisine çeşitli katkıları bulunmaktadır.

    Kaynakların etkili kullanılmasında geri dönüşümün sağladığı yararlar nelerdir?
    Kısaca geri dönüşümün insanlara ve doğaya faydalarını yazalım.

    Doğal kaynakların korunmasını sağlarken, üretim alanında tüketilen enerjiden büyük oranda tasarruf sağlar. Aynı zamanda atık miktarını azaltarak atık depolama sahaları için kullanılan arazilerde ve bu sahaların işletme maliyetinde tasarruf sağlar. Yeraltı ve yerüstü değerli doğal kaynakların kullanımını minimize ederek dengeler. Doğal dengenin korunmasına yardımcı olur. Yararlı ve ekonomik değeri olan maddelerin boşa gitmesini önler. Gereksiz ve bilinsiz savurganlığı engeller. Gelecek nesillere yaşanabilir bir çevre, doğa ve doğal kaynaklar bırakır. Ekonomiye büyük katkı sağlarken dünya genelinde istihdam sağlayan büyük bir sektördür.

    Maddeler Halinde Geri Dönüşümün Yararları;

    • Doğal kaynakların korunmasını sağlar.
    • Ekonomik olarak ülkeye ve şirketlere katkı sağlar.
    • Çevre kirliliğini azaltır ve daha temiz bir çevrede yaşama imkanı sunar.
    • Enerji tasarrufu sağlar.
    • Çöp yığınlarının azalmasına yardımcı olur.
    • Kentsel ekolojiye fayda sağlar.
    • Dünya’nın tükenebilir doğal kaynaklarının daha az kullanılmasını sağlar.
    • İnsan sağlığı için zararlı olan atıkların çevreden temizlenmesine yardımcı olur.
    • İsrafın önüne geçilmesine yardımcı olur.
    • Enerji verimliliğini arttırır.
    • Farklı ülkelerden ithal edilmesi gereken hammaddelerin daha az ihtal edilmesini sağlar.
    • Ağaçların ve su kaynaklarının korunmasına yardımcı olur.

    Geri Dönüşümün Önemi Nedir?

    Kısaca geri dönüşüm neden önemlidir; Çünkü işletmeler, tüketicilerin bir takım ihtiyaçların karşılanmasına yardımcı olurlar. Tüketiciler ise tükettikleri ürünleri doğaya bırakırlar ve bu ürünler çevreyi kirleterek çevre kirliliğine yol açarlar. Doğal kaynakların kısıtlı olması sebebiyle bunları kullanırken, gelecek nesilleri göz ardı etmemeli ve ihtiyacımızın dışındaki hammaddeleri kullanılmayarak, gelecek nesillere de yaşam alanı bırakılmalıdır.

    Çevremizdeki kirlilik arttıkça geri dönüşümün de gerekliliği artmaktadır. Geri dönüşümü yapılacak olan maddeler, toplu yaşamın olduğu şehirlerde fazlaca vardır. Bilindiği üzere geri dönüşüm yapılırken malzemeler ayrıştırılmak üzere toplanır, bu ayrıştırma da beraberinde bir takım mali külfet getirir. Bu mali külfetten kurtulmak için geri dönüşüm kutularının yaygınlaştırılması sağlanmalıdır. Topluma geri dönüşüm kutularının önemi ve kullanımı anlatıldıktan sonra, amacına uygun kullanılan geri dönüşüm kutuları, geri dönüşüm maliyetini düşürecektir.

    Geri dönüşüm ile birlikte yeniden üretime kazandırılan ham madde doğal kaynakların yerine kullanılır ve doğal kaynakların gereksiz kullanılması önlenmiş olur. Geri dönüşüm yapılan yerlerde yeni iş olanaklarının ortaya çıkması da sağlanabilir.

    Geri dönüşüm sayesinde etrafımızda görülen rahatsız edici çöp birikintilerinin ortadan kalkması, oluşan hava kirliliğinin azalması, doğal kaynakların hem bize hem gelecek nesillere yetmesi sağlanabilir. Kullanılmış ambalajların ve başka değerlendirilebilir atıkların geri dönüştürülmesi, birincil hammaddenin ve doğal kaynağın korunmasını sağlar. Dünya üzerindeki doğal kaynaklar, dünya nüfusunun ve tüketimin artmasıyla birlikte her geçen gün azalmaktadır. Bu sebeple doğal kaynakların daha verimli kullanılması gerekmektedir. Atıkların geri dönüşümü sırasında uygulanan fiziksel/kimyasal işlemlerin sayısı, birincil üretim işlemlerine göre daha az olduğundan, atıkların geri dönüşümü ile malzeme üretilmesinde önemli miktarda enerji tasarrufu sağlanır. Geri dönüşüm ile tasarruf edilen enerji miktarı atık maddeye göre değişmektedir. Örneğin bir alüminyum kutunun geri dönüşümü ile ortalama %90, kağıdın geri dönüşümü ile ortalama %50 oranında enerji tasarrufu sağlanır. Atık maddelerin geri dönüştürülmesi sonucunda doğadaki atık miktarı azalır. Geri dönüşümle birlikte çöplere daha az atık gitmekte ve buna ek olarak da bu atıkların taşınması ve depolanması kolaylaşmaktadır.

    Geri dönüşüm sorumluluk anlamında çevresel, ekonomik ve sosyal yönlerden değerlendirilebilir. Sosyal anlamda iş olanaklarının artması ve ağaçların daha az kesilmesi örnek olarak verilebilir. Ağaçların daha az kesilmesi kağıt üretimini azaltmayacak çünkü kağıt da geri dönüşümle tekrar üretilecek, bu sayede su kirliliği azalacak ve su kullanımı da azalacaktır. Ayrıca atık kağıttan geri dönüşüm yapıldığında elektrik üretimi de azalacaktır. Bunlar da ekonomik katkı açısından birer örnektir. Geri dönüşüm yapılırken çevre dostu önlemler alınması, çevreye karışan atıkların azalması ise geri dönüşümün çevreye karşı katkısına örnek olarak verilebilir.

    Geri Dönüştürülebilen Maddeler Nelerdir?

    – Cam
    – Motor yağı
    – Kâğıt
    – Akümülatörler
    – Alüminyum
    – Elektronik atıklar
    – Demir
    – Tekstil atıkları
    – Diğer metaller
    – Ahşap
    – Solvent Bazlı Atıklar
    – Piller
    – Plastik
    – Pet

    Geri Dönüşüm Metodları Nelerdir?

    Geri dönüşüm her madde için farklılık gösterir. Farklı ayrıştırma teknikleri ile geri kazanımı sağlanan atıklar ekonomiye geri kazandırılmaktadır. Bunlar sırası ile; aliminyum, inşaat ve yıkıntı atıkları, kağıt, plastik, cam, aküler ve piller, lastikler, röntgen sularından gümüş geri dönüşümü, Atık Altın Parça ve Tozlarının Geri Dönüşümü şeklinde aşağıda açıklanmaktadır.

    Alüminyum

    Atıkların ayrıştırılması sonucu elde edilen atık alüminyumlar küçük parçacıklar halinde doğranarak ayrılır. Bir sonraki safhada bu parçalar büyük tanklarda yüksek ısılarda eritilerek, kalıp haznelerde döküm alüminyum halinde üretilir. Böylece atık alüminyum, saf alüminyum halini alır ve üretim alanlarında tekrar kullanılabilir. Alüminyumunun geri kazanılmasıyla; enerjide % 95, emisyon değerlerinde % 90, su kirliliğinde % 97 oranında azalma elde edilir ve doğal kaynak olan alüminyumoksit ve hidroksitlerin karışımı olan boksit madeni tüketimi azalır. 1 kg alüminyum geri kazanıldığında; 8 kg boksit madeni, üretim sırasında kullanılan 4 kg kimyasal madde, 14 kW/sa elektrik enerjisi tasarrufu sağlanır. 10 tane alüminyum içecek kutusu geri dönüşümü sağlandığında, 100 kW/sa bir ampulün 36 saatte yada bir Televizyon’ un 30 saatte sarfettiği elektrik enerjisinden tasasrruf edilir. Bir ton atık alüminyum geri dönüştürüldüğünde; 1300 kg boksit rezervi, 15000 litre soğutma suyu, 860 litre proses suyu tasarruf sağlanırken, 2000 kg CO2 ve 11 kg SO2 emisyonu da azaltılır.

    İnşaat ve Yıkıntı Atıkları

    Kentsel alanların en büyük atık sorunlarının birisi de gelişi güzel ve kontrolsüz olarak doğal alanlara atılan inşaat ve yıkıntı atıklarıdır. Bu atıkların da yönetimi ve geri dönüşüme dahil edilmesi şarttır. İnşaat yapım, tadilat ve yıkım faaliyetleri sonucu oluşan atıklar toplanarak kırma eleme ve sınıflandırma gibi işlemlerin yapıldığı lisanslı tesislere getirilir. Tesis faaliyetleri sonrası işlenen beton, tuğla, taş ve asfalt atıkları dolgu amaçlı kullanılabilir ürün haline getirilir. Bu ürün tali yolların yapımında, inşaat temellerinin dolgusunda, çeşitli alanların tesviyesinde ve atık depolama sahalarının örtülmesinde kullanılabilir. Bu tesislerde inşaat atıkları içerisindeki ayrıştırılamayan hurda demirler de kırım ve eleme sonrası ayrıştırılarak geri dönüştürülür. Inşaat ve yıkıntı atıklarının yerinde yıkım ve taşıma esnasında yapılan ayrıştırma tesislerin işletilmesi açısından çok önemlidir.

    Kağıt

    Doğanın korunması açısından kağıt atıkların geri dönüşümü de oldukça önem arz etmektedir. Atık niteliğindeki kağıtlar ayrıştırıldıktan sonra ilk olarak çamur haline gelmesi içi su kullanılarak kağıt liflerine ayrılarak parçalanır. İçinde lif içermeyen yabancı maddeler karışımdan ayrılır. Sodyum hidroksit veya sodyum karbonat kullanılarak karışım mürekkebinden arındırılır. Hazır hale gelen kağıt lifleri, tekrar üretim için kullanılır. İnsanlık için vazgeçilmez bir madde olan kağıt üretim sanayindeki teknolojik gelişmeler toplumların endüstriyel ve kültürel gelişmişlik düzeyini gösteren unsurların başında gelir. Bu nedenle kağıdın geri kazanılması tekrar kullanılması önem arz etmektedir. Fakat aynı kağıdın bir kaç seferden sonra geri kazanılması imkansız hale gelir. Çünkü geri dönüşümle elde edilen kağıtlar birkaç tekrardan sonar kalitesini yitirir. Her tekrarda lifler küçülür ve yapışkanlığını kaybeder. Dolayısıyla yapışkanlık kazanması için ilave katkı maddeleri gerekir.

    1000 kg atık kağıdın geri kazanımı ile;
    – 12400 m3 Atmosferde sera etkisi oluşturan karbondioksit emisyonu azaltılması,
    – 12400 m3 Oksijenin korunması,
    – 34 İnsanın ihtiyaç duyduğu oksijen kaynağı olan 17 olgun ağacın korunması,
    – 3 Aile için aylık 32 m3 su tasarrufu,
    – Isınma amaçlı tüketilen aylık 1750 litre fuel-oil tasarrufu,
    – 2,4 m3 Atık depolama alanı hacminde tasarrufu,
    – En az yirmi ailenin ihtiyacı için gerekli 4100 kW/sa elektrik enerjisinden tasarruf sağlanmaktadır.

    Plastik

    Atık halindeki plastik malzemeler geri dönüşüm ayrılma işlemine tabi tutulmadan önce sınıflandırılarak ayrıştırılma safhasına tabi tutulur. Birbirinden ayrıştırılan geri dönüşebilir plastik atıklar, öğütme ocaklarındaki makinalarda kırılma işleminden geçerek ufak parçalara ayrılır. Plastik üreticileri bu parçaları herhangi bir işlemden geçirmeden doğrudan belirli oranlarda saf hammadde ile birlikte yeni plastik ürün üretimine dahil edebildiği gibi, eritme işlemine tabi tutup gerekli katkı maddeleriyle hammadde özelliği de kazandırılabilir. Plastik atıkların geri dönüşümü ile büyük oranda selüloz, kömür, doğalgaz, petrol ve tuz gibi kaynakların kullanımı konusunda ve enerji tüketiminde tasarruf sağlanmaktadır.

    Cam

    Cam üretimindeki bileşenler üç grup incelenmektedir. Bunlar cam görünümüne gelebilen oksitler, eriticiler ve stabilizatörler denilen maddelerdir. Cam kırıkları, gıda ambalajı olarak üretilen cam şişeler ve kavanozlar vb. cam atıkları biriktirme konteynerlerinde veya kaynağında ayrı biriktirilir ve bu atıklar tesislere getirildikten sonra renklerine göre guruplandırılır. Cam içindeki atıklar ve varsa katkı maddeleri ayrıştırılır. Cam atıklar kırma işleminden geçirilir ve hammadde ile karıştırılarak eritme kazanlarına dökülür. Kırılan cam, tekrar cam üretiminde, beton katkısı olarak beton üretiminde ve cam asfalt yapımında da kullanılabilir. Cam asfalt üretiminde yaklaşık %30 oranında geri kazanılmış cam kullanılmaktadır. Cam, sınırsız sayıda tekrar geri dönüştürülmesi mümkün bir maddedir. Yapısında bozulma olmaz.

    Camdan geri dönüşüm ile meydana gelen tasarruf oranları;
    – Enerji tüketiminde meydana gelen azalma oranı %25
    – Hava Kirliliğinin içindeki mevcut potansiyel azalma %20
    – Madenlerden atık olarak oluşan azalma oranı %80
    – Su Tüketiminde meydana gelen azalma oranı %50
    – Tasarruf edilen kaynaklar: kum, soda, kireç

    Aküler ve Piller

    Akü ve piller elektrik enerjisinin kimyasal enerjiye dönüştürülerek depolandığı araçlardır. Sahip oldukları kimyasal enerji kullanıldıkları araçlar vasıtasıyla elektrik enerjisine tekrar dönüşür. Günlük hayatımız içerisinde sürekli yer alan ve ev, işyerleri, ulaşım ve sanayi, ticaret alanlarında ihtiyaç duyulan çoğu el aleti ve donanım elektrik ihtiyacı piller ve akülerle sağlanmıştır. Atık haldeki pil ve akülerin depolama veya yakma yöntemiyle bertaraf edilmesi içerdikleri ağır metallerin doğrudan çevre ve insan sağlığını tehdit eder. Ayrıca yine ekonomik büyük bir kayıptır. Bu nedenle geri dönüşümü büyük ihtiyaçtır.

    Atık piller; diğer atıklara oranla daha az hacim kaplamalarına rağmen, içerdiği doğal yaşama ve insanlığa zararlı ağır metaller nedeniyle onlardan çok daha zararlıdır. Atıl duruma gelen piller sadece pil biriktirmek için tasarlanmış kumbaralarda veya sızdırmaz kutularda biriktirilmeli veya satın alındığı yere geri götürülmelidir. Pillerin yaydığı radyoaktif enerji içinde bulunan kimyasallar nedeniyle uzun süre saklanması muhafaza edilmesi uygun değildir. Piller organik içermediği için çürümesi mümkün değildir. AB ülkelerinin metal ve metal filizi ihtiyaçlarının % 80 -100 oranlarında ithal olarak karşılaması ve pillerin yüksek oranda metal filizleri ve alaşımlarını içeriyor olması nedeniyle 26 Eylül 2006’da yayınlanan son 2006/66/EC sayılı direktifte atıl durumdaki pillerin geri dönüştürülme zorunluluğu artaya atılmıştır. Ayrıca, metal filizlerinin üretim aşamalarında tüketilen enerji miktarının atık pillerin geri dönüştürülmesi için gerekli enerji miktarından çok daha fazla olduğu anlaşılmıştır. Mekanik, fiziksel, kimyasal ve birtakım termal yöntemler ile piller gri dönüştürülür ve içeriğinde mevcut olan çinko ve çinko bileşikleri, manganez birleşikleri, ferromangan, ferronikel, nikel, kadmiyum ve kadmiyum birleşikleri, lityum, gümüş, kobalt ve toprak elementleri geri kazanılmaktadır.

    Aküler ise genellikle araçlarda olmak üzere yine bir çok alanda kullanılmak üzere hayatımızda yer almaktadır. Enerjsi tükenen aküler tekrar şarj edilerek tekrar kullanılmalı, kullanılamaz duruma geldiğinde ise satışını yapan şirketlere veya bakım onarım atölyelerinde oluşturulan geçici biriktirme alanlarında toplanmalıdır. Yetkili geri dönüşüm tesislerine iletilene kadar 90 günü geçmemesi kaydıyla atık akümülatörler sızdırmaz zemin veya tanklar içerisinde biriktirilebilir. Geri dönüşüm tesislerine ulaşan atık aküler parçalanarak su içerisinde bekletilir ve içindeki ağır metaller ve metaller suda çökerek plastiklerden ayrılır. Ayrılan plastik geri dönüşüme giderken çöken ağır metaller ve metaller de çeşitli kimyasal işlemler ile birbirinden ayrılarak tekrar hammadde olarak elde edilir. Ülkemizde yıllık yaklaşık 80 bin ton civarında atık akü toplanmaktadır. Akülerin geri dönüşümünden büyük oranlarda kurşun ve plastik geri dönüştürülürken, bu süreçte atık akülerden elde edilen tonlarca asit içerikli su ise nötürleştirme işlemiyle geri kazanılmaktadır.

    Lastikler

    Kullanım dışı kalan atık lastikler “kullanılmış lastik” ya da “ömrünü tamamlamış lastik” olarak tanımlanırlar. Lastik kullanımının çok fazla miktarlarda olması lastik atıklarının nasıl bertaraf edileceği sorusunu doğurmuştur. Atık lastikler günümüzde yeniden kaplama ve kullanım ömrünü uzatma, geri kazanma, yakarak enerji elde etme, atık depolama tesislerinde depolama veya talep üzerine yurt dışına gönderilerek bertaraf edilmektedir. Atık özelliğini kaybetmiş lastiklerin yakılması önemli 2 çevre sorununa sebep olmaktadır. Atık lastiklerin depolandığı alanlardaki lastik yığınlarında meydana gelen şiddetli yangınların oluşturduğu emisyonlar ve hava kirliliği ve ayrıca bu yığınlarda rahatça çoğalma fırsatı bulan çeşitli böceklerin taşıdığı hastalıklar çevre ve insan sağlığını tehdit etmektedir. Bu nedenle geri dönüşümü en birincil bertaraf yöntemi olarak kabul edilmeli ve uygulanmalıdır. Buzlanmanın yoğun yaşandığı bazı ülkelerde atık lastiklerin geri kazanıımı sonucu elde edilen tuzlar asfalt yollardaki buzların çözülmesi ve buzlanmanın önlenmesi için kullanılmaktadır.

    Röntgen Sularından Gümüş Geri Dönüşümü

    Tıbbi teşhis amacıyla kullanılan röntgen makinalarının oluşturduğu sular, matbaa ve fotoğrafçılık faaliyetlerinde ortaya çıkan banyo suları ve ayrıca röntgen ve matbaa filmleri çok fazla gümüş içermektedir. Günümüzde bu gümüşün de geri kazanımı mümkündür. Bu güne kadar doğrudan kanalizasyon hatlarına giden bu sular, son yılarda Çevre ve Orman Bakanlığı’ndan yetkilendirilmiş şirketler tarafından toplanmakta ve geri dönüştürülmektedir. Bu süreçte hastane ve sağlık merkezleri çalışanlarına ve fotoğraf ve matbaa işletmecilerine büyük görev düşmektedir. Ayrıca bakanlık tarfından düzenli takip ve kontrolü yapılmalıdır.

    Atık Altın Parça ve Tozlarının Geri Dönüşümü

    Geri dönüşümü mümkün ve geri getirisi yüksek olan bir diğer atık ise altın atıklarıdır. Altın takı üretim sanayii’nden, kuyumculardan, takı tamircilerinden ve küçük çaplı atölyelerden yapılan işlemlerin neticesinde oluşan, onarım, parlatma ve temizleme bakımı esnasında oluşan artık altın toz parçacıkları aynı zamanda bilişim ve iletişim teknolojisinde iletken olarak kullanılan altın parçaları geri dönüştürülebilir ve çeşitli alanlarda kullanılamak üzere geri kazanılabilir. Özellikle cep telefonu üretiminde altın kullanımı yaygındır. 1000 ton atık cep telefonlarının geri dönüşümü ile 1 kg altın elde edilebilir. Bu süreçte altının yanısıra gümüşte elde edilir. Toz halindeki altın ve gümüş atıkları eritilerek doğrudan kullanılabilir. Elektronik cihazlar içinde bulunan altın parçalarının geri dönüşümü bir takım mekanik ayrıştırma sonrası fiziksel ve kimyasal işlemlerle elde edilir.

    Azalt, Yeniden Kullan, Geri Dönüştür (3R Kuralı) Nedir?

    Atıkları azaltma, kaynakları ve ürünleri yeniden kullanma ve geri dönüştürme ilkesine sık sık “3R” adı verilir. İndirgeme, üretilen atık miktarını azaltmak için dikkatle özenle seçme anlamına gelir. Yeniden kullanma, hala kullanılabilir yönleri olan öğelerin veya parçaların tekrar tekrar kullanılmasını gerektirir. Geri dönüşüm, atıkların kendisini kaynak olarak kullanması demektir. Atık minimizasyonu öncelikle 3R’lerin ilkine odaklanarak, “azaltmak”, ardından “yeniden kullanma” ve daha sonra “geri dönüşüm” e odaklamak suretiyle başarılabilir.

    Atık Yönetimi Yönetmeliği’ne göre;

    • Doğal kaynakların olabildiğince az kullanıldığı temiz teknolojilerin geliştirilmesi ve kullanılması, üretim, kullanım, geri kazanım veya bertaraf aşamalarında çevre ve insan sağlığına en az zarar verecek şekilde ürünlerin tasarlanması, pazarlanması, daha dayanıklı, yeniden kullanılabilir ve geri dönüştürülebilir ürünlere odaklanan teknolojiler ile atık üretimine ve atık içerisinde bulunan zararlı maddelere yönelik, ürün çevresel tasarım yaklaşımının oluşturulması suretiyle önlenmesi ve azaltılması esastır.
    • Atık üretiminin kaçınılmaz olduğu durumlarda atıkların; yeniden kullanımı, geri dönüşümü ve ikincil hammadde elde etme amaçlı diğer işlemler ile geri kazanılması, enerji kaynağı olarak kullanılması veya bertaraf edilmesi esastır. Atıkların alternatif hammadde ve ek yakıt olarak kullanılmasına ilişkin esaslar Bakanlıkça belirlenir.
    • Doğal kaynak ve enerji kullanımının azaltılmasına yönelik olarak geri kazanılmış ürünlerin kullanımının özendirilmesi esastır.
    • Atıklar, üretildikleri yerde geri kazanılabilir. Bakanlık, kendi atıklarını, üretildiği yerde, kendi prosesinde enerji geri kazanımı hariç geri kazanan tesisleri çevre lisansı uygulamasından muaf tutmaya yetkilidir. Çevre lisansı uygulamasından Bakanlıkça muaf tutulan tesislerin atık yönetim planında miktar ve türe ilişkin bilgileri vermesi ve atık geri kazanımı, atık yönetimi ile ilgili mevzuat hükümlerine uyması gerekmektedir.
    • Atıkların, Bakanlık ve/veya il müdürlüğünden izin ve/veya çevre lisansı almış tesisler, üretici/yetkilendirilmiş kuruluşlar, atık taşımaya yetkili/lisanslı taşıyıcılar dışında üçüncü kişiler tarafından ticari amaçlar ile toplanması, satışı, geri kazanılması ve/veya bertaraf edilmesi, diğer maddelerle ve yakıtlara karıştırılarak yakılması yasaktır.
    • Atıkların üretildikleri/bulundukları yere en yakın ve en uygun tesise en hızlı şekilde ulaştırılarak, uygun yöntem ve teknolojiler kullanılarak işlenmesi esastır.
    • Belediyelerin, kuracakları ve/veya kurdurtacakları atık işleme tesislerine ait teknoloji ve projelerin uygulanmasına ilişkin Bakanlıktan uygun görüş alması zorunludur.
    • Belediye atıklarının taşınmasının ekonomik olmasının sağlanması amacıyla taşıma hattında trafik yüküne neden olmayacak şekilde çevresel önlemler alınarak uygun yerlerde aktarma istasyonları kurulabilir. Bu istasyonlarda toplanan atıkların atık işleme tesislerine taşınması sağlanır. Aktarma istasyonlarının koku, toz, gürültü ve görünüş yönünden çevreyi kirletmemesi için, boşaltma işleminin yapıldığı yerlerin, kapalı olarak inşa edilmesi zorunludur.
    • Tehlikeli atıkların neden olduğu çevresel kirlenme ve bozulmadan kaynaklanan zararlardan dolayı tehlikeli atığın toplanması, taşınması, geçici ve ara depolanması, geri kazanımı, yeniden kullanılması ve bertarafı faaliyetlerinde bulunanlar müteselsilen sorumludurlar. Sorumluların bu faaliyetler sonucu meydana gelen zararlardan dolayı genel hükümlere göre de tazminat sorumluluğu saklıdır. Atıkların yönetiminden sorumlu kişilerin çevresel zararı durdurmak, gidermek ve azaltmak için gerekli önlemleri almaması veya bu önlemlerin yetkili makamlarca doğrudan alınması nedeniyle kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılan ve/veya yapılması gereken harcamalar, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre atıkların yönetiminden sorumlu olanlardan tahsil edilir.
    • Atıklar doğrudan kanalizasyon sistemine boşaltılmaz, doğrudan havaya verilmez, düşük sıcaklıklarda yakılmaz, diğer atıklar ile karıştırılmaz.
    • Bu Yönetmelik kapsamında yer alan ürünlerin çevre ve insan sağlığına zarar vermeyecek şekilde piyasaya arz edilmesi esastır. Tüketicilerin tehlikeli ürünlerden korunması ve ticari işletmelerin mevzuata uygun ve güvenli ürünlerin piyasaya arz edilmesi ile ilgili yasal yükümlülüklerini yerine getirmesini sağlamak amacıyla ilgili teknik ve hukuki düzenlemeler çerçevesinde piyasa gözetimi ve denetimi yapılabilir. Piyasa gözetimi ve denetimi yapılacak ürünlere ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça düzenlenir.
    • Atıklar, bir ara depolama tesisinden bir başka ara depolama tesisine gönderilemez. Bu tesise kabul edilen atıklar süresi içerisinde ön işlem, geri kazanım ve/veya bertaraf tesislerine gönderilir.
    • Ara depolama ile toplama-ayırma tesisleri hariç olmak üzere çevre lisansı bulunan ön işlem, geri kazanım ve/veya bertaraf tesisleri kabul ettikleri atıkları işlem 17 yapmaksızın başka bir tesise Bakanlık onayı olmadan gönderemez.

    Önleme ve Azaltmaya Yönelik Çalışmalar
    Sadece atıkları depolamak ya da bertaraf etmek üzerine geliştirilen politikalar dışında atık meydana getiren bireylerin de bu sürece dâhil edilmesi, şüphesiz bu konuda daha başarılı sonuçlara ulaştırır. Bu doğrultuda gelişmiş ülkelerde atık miktarı oldukça azalmıştır.

    Yapılan bu çalışmaların birçoğu herhangi bir yatırım maliyeti gerektirmemektedir. Bu çalışmalarda topluma atık konusunda bilinçli davranma alışkanlığı kazandırılmalıdır. Kendi oluşturduğu atıkların çevreye etkilerinden haberi olmayan bir bireyin umarsız davranması normaldir. Bu sebeple birçok ülkede küçük yaştaki çocuklara konu ile ilgili saha gezileri düzenlenmekte ve katı atık konusunda temel eğitimler verilmektedir. Bu sayede bilinç kazanan insanların bireysel bazda küçük bir miktar da olsa azalttıkları atıklar, toplumsal bazda bu konuya harcanması gereken zamanda ve maddi kaynakların miktarında ciddi düşüşlere yardımcı olabilir.

    Fransa’nın kuzeybatısında yer alan Pince Köyü’nde bu bağlamda ekonomik ve bir o kadar da faydalı bir çözüm fikri ile yola çıkılmıştır. Yapılan araştırmalarda bir tavuğun senede yaklaşık 150 kilogram evsel gıda atığını öğütebildiği tespit edilmiştir. Köydeki her hanede ikişer adet tavuk yetiştirilmesi durumunda evsel atığın tamamen bertaraf edilemeyeceğine rağmen, bu yolla, az da olsa belediyenin atık toplamak için harcayacağı süre ve maliyetin azaltılabileceği düşünülmüştür.

    Ayrıca beslenen tavukların yumurtalarının da aile bütçesine katkı sağlayacağı göz önünde bulundurularak, örnek uygulama fikrini kabul eden 15- 20 hane ile çalışmalar faaliyete geçirilmiştir.

    Tekrar Kullanmaya Yönelik Çalışmalar
    Ekonomik koşulların iyileşmesi ve seri üretime geçilmesi insanların bazı ürünleri daha hızlı tüketmesine sebep olmuştur. Özellikle tekstil sektöründe ciddi üretim ve tüketimler söz konusudur. Hâlbuki yakın tarihimize bakıldığında bir kıyafetin birkaç nesil tarafından kullanıldığı, yıpranan birçok tekstil ürününün yama yapılmak sureti ile tekrar tekrar değerlendirildiği bilinmektedir. Hatta bu üretken davranış, günümüzde birbirinden farklı kumaş parçalarının birleştirilmesi esasına dayanan patchwork adlı çalışmaya fikir olmuştur.

    Günümüzde bu alanda ihtiyaç fazlası kıyafet, battaniye, çarşaf ve benzeri tekstil ürünlerinin ihtiyaç sahiplerince yeniden kullanılabilmesini sağlamak amacı ile belirli yerlerde kıyafet ve ayakkabı kumbaraları konumlandırılmaktadır. Hatta kullanılmış kitapları ihtiyaç sahiplerine ulaştırmaya yönelik kitap kumbaraları bile düşünülmüştür.

    Geri Dönüştürmeye Yönelik Çalışmalar
    Atıkların geri dönüştürülmesi aşamasında en büyük problemlerden biri gruplandırılmamış çöplerin arasından geri dönüşüme uygun olan malzemelerin ayıklanmasıdır. Gelişmiş ve çevre bilinci oluşmuş ülkelerde bu düşünce ile yola çıkılarak vatandaşlarda katı atıkların gruplandırılmasına ve geri dönüşüme daha hızlı kazandırılmasına yönelik bilinci artırıcı çalışmalar yapılmaktadır.

    Birçok ülkede bu bağlamda atıkların meydana geldikleri ev, okul, işyeri vb. mahallelerrden, katı atık bertaraf tesislerine gitmeden ayrıştırılmasına katkı sağlayacak çöpleri gruplamaya yarayan çok hazneli çöp kutuları ve çöp konteynerleri kullanılmaktadır. Geri dönüştürülecek atıkların temiz olması geri dönüştürme prosesi açısından çok önemlidir. Bu sebeple çöpün daha ilk oluştuğu mahalde ayrıştırılarak geri dönüşüme hazır hale getirilmesi sonraki dönüşüm işlemleri için kolaylık sağlamaktadır.

    The post Geri Dönüşüm Nedir? Geri Dönüşümün Faydaları Nelerdir? Önemi Hakkında Bilgiler first appeared on Geri Dönüşüm Şirketi.

    ]]>
    https://www.hurdaci.site/tr/geri-donusum-nedir-onemi-faydalari-tarihcesi-ve-donusturulebilen-atiklar-hakkinda-bilgiler/feed/ 0